Burada anlatılan tarih, Anadolu tarihi ve
Türklerin ilk Anadolu'ya yerleşme tarihi olarak kaynaklardan alınmıştır. Bu
kaynaklar köyümüz tarihi hakkında fazla bilgi vermemektedir. Çok eski olmasa da
yakın tarihimizi büyüklerimizden bilmek istiyoruz. Köyümüzde ki sülalelerin ne
zaman köye yerleştiklerini kaç aile olduklarını dedelerinin adlarını,
birbirleri ile olan akrabalıklarını bilen büyüklerimizden bu bilgilerini
köylülerimizle paylaşmasını temenni etmekteyiz.
KÖYÜMÜZÜN 1844-1845 YILLARINA AİT KAZANÇ-GELİR DEFTERLERİNDE Kİ BİLGİLER.
(TIKLA)
TARİHİMİZ
Köyümüzün tarihi hakkında kesin bir
bilgi olmamakla birlikte yaklaşık 1600-1700 yıllarında kurulduğu tahmin
edilmektedir. Köyümüz Anadolu’nun ortalarında yer almaktadır. Eski Anadolu
tarihine bakıldığında Bu bölüm orta Anadolu tarihi
olarak alınmıştır.
Kadeş Savaşı’ndan sonra (M.Ö. 1295)
Hitit Krallığı’nın çökmeye yüz tuttuğu görülür. Bu dönemde Hititlerin bir kısmı
Frig Devleti’nin egemenliğine girmiştir. Ed’ler İskitler’le birleşip Asur
Devleti’ne son verdikten sonra (M.Ö. 612 ) Anadolu’yu Kızılırmak’a değin ele
geçirip Lidya ile sınır komşusu olmuşlardır. Asurlular dönemine ait Kayseri Kültebe (Kanişte ) pişirilmiş çamurda birçok yazılı mektup
ve zarflar bulunmuştur. Ayrıca köyümüz ve çevresinde bir çok Tümülüs bulunmakta
ve buralardan da Asur ve Hitit dönemi devlet adamlarına ait lahitler çıkmıştır. Çıkış nedeni bilinmeyen Kızılırmak Savaşında (M.Ö.585)
Lidya Kralı Alyattes ve Med
Kralı Kyaxares karşı karşıya gelmişler, fakat Thales’in önceden hesapladığı bir güneş tutulması sonucu
taraflar anlaşmaya vararak Kızılırmak’ı iki devlet arasında ortak sınır kabul
etmişlerdir. Böylece Darılı köyünün de bulunduğu topraklara Med’ler
egemen olmuştur. Kyrees (Kurus
) tarafından İran’da kurulan Pers devleti (M.Ö.559) Lidya’ya rakip olarak
ortaya çıktığından M.Ö.546 yılında Pers’ler Lidya’yı ele geçirmişler ve Lidya
Krallığına son vermişledir. Bu olaylarla birlikte tüm ön Asya ve Anadolu
dolayısıyla da köyümüzün yer aldığı topraklar Pers’lerin egemenliği altına
girmişlerdir. M.Ö.4.Yüzyılda Makedonyalı İskender Granikos
(M.Ö.334) İsos (M.Ö.333) Gavgamela
(M.Ö.331) savaşları ile Pers’leri (İran’ı) yenip Anadolu’yu ele geçirdi ise de
İran şehirlerinin zaptı ve Hindistan seferi ile uğraştığından bölgemizde ve
Kapadokya’da kesin hakimiyet kuramadı. İskender’in M.Ö. 232 yılında ölümünden
sonra bölgede karışıklıklar devam etmiş. Anadolu Keltlerin
(Galatların) istilasına uğramış. Keltler orta Anadolu’ya
yerleştiler ancak, bağımsız bir devlet kuramadılar. Üç kabile halinde yaşadılar
sonrada Romalılar ücretli asker oldular. Bölge Kapadokyalılardan Aryarat Kabilesinin elinde kaldı. Tahmini MÖ 1295
yıllarında Hitit ve Frig medeniyetlere ait, köyümüz arazileri içerisinde dört
adet Tümülüs bulunmaktadır. Bunlar kral mezarları olarak yapılmıştır.
Literatürlerde Darılı Tümülüsleri olarak geçmektedir.
M.Ö. 2.yüzyılda Roma’lılar bir çok
fırsatlardan yararlanarak Anadolu’yu ele geçirdiler. Böylece köyümüzün
bulunduğu bölgede Romalıların yönetimine geçti. M.S. 395 yılında Roma
İmparatorluğu ikiye ayrılınca Anadolu Doğu Roma İmparatorluğu’nun (Bizans)
payına düştü. Yine köyümüz yakınlarında bulunan kepiç köyü arazileri içerisinde
yüksek bir tepe üzerine Roma dönemine ait gözetleme kalesi (YAPI) bulunmaktadır. Orta çağda Anadolu çeşitli işgallere sahne olmuşsa da yine
Bizanslılarda kalmıştır. 950–1000 yıllarında Türk akıncıları Anadolu’nun
doğusuna akınlara başlamış ve orta Anadolu’ya kadar uzanmışlardır.
Özellikle Kutalmış oğlu Süleyman Şah’ın akınlarıyla
Anadolu’nun İslamlaşması ve fethi kolaylaşmıştır.
1071 yılında Büyük Selçuklu Sultanı Alpaslan, Malazgirt’te
Bizans ordusuyla yaptığı savaşı kazanarak Anadolu kapılarını Türk’lere
açmıştır. Danişment Gazi; Sivas, Amasya, Tokat, Kayseri, Malatya ve Çorum’u ele
geçirmiş. Bu topraklar üzerinde Büyük Selçuklu Devleti’ne bağlı Danişment’ler
Beyliği’ni kurdu. Köyümüzün toprakları bu beyliğe ait oldu. Anadolu’nun gerçek
fethedilmesi, İslamlaşması ise Oğuz Türklerinin Üçoklu
Kınık boyuna mensup Selçuklu hükümdar ailesinden Selçuk Bey'in oğlu Arslan Yabgu'nun torunu Kutalmışoğlu
Süleyman Şah komutasında gerçekleştirilmiştir. Süleyman şah Anadolu'daki fetih
harekâtından sonra Antakya'dan Anadolu'ya girdi. 1074 yılında Konya ve
havalisini mahallî Rum despotlarından alarak, fetihlere devam etti ve İznik önlerine
kadar ilerledi. 1075 senesinde İznik'i fethederek, emrindeki kuvvetlerin merkezi yaptı.
Böylece Türkiye Selçuklu Devletinin temeli atılmış oldu. Ayrıca Sultan
Alparslan, Malazgirt Savaşı'na da katılan emirlerinden Danişmend
Ahmed Gâzi Anadolu’da fetihlerde bulunmalarını
istemiş ve fethedecekleri yerlerin kendilerine ıktâ
edileceğini bildirmişti. Zaferi müteâkip, fetihlere
girişen beyler, Anadolu’nun muhtelif şehirlerini zaptederek,
buralarda kendi adlarıyla anılan beylikler kurmuşlardı. Danişmend
Ahmed Gâzi de, zaferden sonra Bizanslılardan Sivas’ı
aldı ve Danişmendli Hanedânını kurdu (1071-1178 yılları arasında Sivas, Malatya,
Kayseri, Tokat, Amasya ve civarında hüküm süren bir Türkmen hanedanı idi. Sivas’ı bir üs
olarak kullanan Danişmend Gâzi; Çavuldur, Tursan,
Kara Doğan, Osmancık, İltekin ve Karatekin
adlı emirleriyle Amasya, Tokat, Niksar, Kayseri, Zamantı,
Develi ve Çorum’u fethederek, beyliğine kattı. Danişmend
Ahmed Gâzi, daha çok
Haçlılar ve Rumlara karşı yaptığı mücadeleleriyle meşhur oldu. 1097 yılında
İznik’i kuşatan ve zapteden Haçlılara karşı, Sultan
Birinci Kılıç Arslan'la birlikte, Eskişehir’de, büyük
bir meydan muharebesine girdi.
Diğer taraftan 1077
yılında Anadolu Selçuklu Devleti kurulmuş oldu. Giyasettin Keyhüsrev, I. İzzettin
Keykavus, özellikle I. Alaaddin Keykubat
zamanlarında eriştiği parlak devirlerinden sonra, iç sarsıntılar ve dış
saldırılarla zayıfladı. Nihayet 1243 yılında Kösedağı
Savaşı ile Moğollara yenilmeleriyle Moğol egemenliğine girdi. Bu felaketten bir
türlü kendini kurtaramayan Selçuklular 1308 veya 1318 tarihinde yıkılıp gitti. Kösedağı bozgunu ve Moğol istilasının bu kötü sonuçlarına,
rağmen Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli derecede rol oynadığı görüldü. Orta asyada göçebe yaşayan oğuz Türkleri Moğolların istilasıyla
da Oğuzlar dalgalar halinde Anadolu'ya gelmişlerdir. Bu istila ile Anadolu
Selçuklu Devleti çökerken, yeni gelen büyük Oğuz kitleleri hem Anadolu’yu Moğol
istilasından kurtarmış hem de Anadolu’nun fethini ve Türkleşmesini
tamamlamıştır. Nasıl Malazgirt Zaferi’nden sonra Anadolu’ya yoğun bir Türk
akımı olmuşsa, Moğol istilası sırasında da Anadolu’ya adeta bir insan seli
gelmiştir. Kaynaklara göre Oğuz boylarının büyük bir kısmı doğu, orta, güney,
batı ve kuzey Anadolu’ya yerleşmişlerdi. Sivas’ı merkez yapan İlhan’lı Vali Demirtaş, Anadolu’nun büyük bir kısmını işgal altına
almışlardır. Fakat kendisi yerini, kayınbiraderi Eratna’yı
bırakıp Mısır’a kaçınca civarda Eratna Devleti
kuruldu. 1281 yılında ise bu topraklarda Kadı Burhanettin
Hükümeti kuruldu. (Kayseri) Kadı Burhanettin 18 yıllık
kısa bir saltanat devrinden sonra, Akkoyunlu
Hükümdarı Osman Bey tarafından öldürülünce Sivaslılar bu bölgeyi Yıldırım
Beyazıt’a teslim ettiler. (1393) 1402 Ankara Savaşı’ndan sonra Yıldırım
Beyazıt’ın yenilmesi ile bölge Timur’un eline geçti. Fakat kısa bir süre sonra
bu bölgeyi Çelebi Mehmet tekrar Osmanlı topraklarına kattı.
Özellikle İç Moğol istilası sırasında Ankara ’ya yerleşen Kara
Tatarların (Moğol) büyük bir bölümü,
Savaştan sonra Timur tarafından Türkistan’a götürülmüş. Timur’un 1404
yılında Tatar’ların Anadolu’dan göç etmesi üzerine Yozgat ve komşu yöreler,
eskiden Sivas’ın güneyinde ve Kayseri’nin doğusunda(özellikle uzun yayla)
yaylayan Dulkadirli Türkmen’ler tarafından işgal ve
iskan edilmiştir. Türkmenler, Oğuzelinin Boz Ok koluna
mensup olduklarından Yozgat ve komşu yörelerinde yurt tuttuktan sonrada Boz Ok
adını taşımaya devam etmişlerdir. 15. ve 17. yüzyıllarda Boz Ok adı bölgeyi değil,
orda yaşayan halkı ifade ediyor. Ancak daha sonra BOZOK bölge adı anlamını
taşımaya başladı.
Köyümüzün kuruluş tarihi kesin olmadığından ve yerleşimden
itibaren Yozgat Bogazlıyan ilçesine bağlı
kaldığından, bu dönemde Bogazlıyan kaynaklarına
bakılmıştır..
15.yüzyılda Yozgat ve komşu yörelere yerleşen ve Boz Ok adıyla
anılan oymakların başlıcaları şunlardır: Kızılkocalu,
Selmanlu, Agçalu, Çiçeklu, Zakirlu, Mes’udlu, AğçaKoyunlu, Kavurgalı,
Demircilu, Şam Bayadı, Söklen Hisar Beglu, Kralu ve diğerleri. Adı geçen oymaklardan bir ikisi
müstesna, hepsinin adlarını boy belgelerinden aldıkları görülüyor. Bu oymaklardan
Çiçeklu Oymağı, Boğazlıyan ve çevresine yerleşmiştir.
Prof. Dr. Faruk Sümer’in “Bozok Tarihine Ait Araştırmalar” adlı eserinde “Çiçeklu Oymağı”adını Çiçek adlı
boy beyinden almıştır. Karamanoğlu İbrahim Bey
zamanında (1430) Kadirli’lerin Karaman iline yaptıkları
akında Çiçekoğlu’da bulunmuş ve Karamanlı’lara
esir düşmüştür. Çiçeklu Boyu Boğazlıyan yöresinde
oturmakta idi. Çiçeklu’ların 1527 yılında Dulkadirli ailesinden Zününoğlu’nun
ayaklanmasına katıldıkları görülüyor. Çiçeklu’ların
en büyük obaları Taf olup, ikincisi Yaplısu (Yapalak) muhtelif etkinliklerde çiftçilik
yapmaktadır. Sipahizade olan Çiçekoğulları
bir çok etkinliklere sahip idiler. “Yine Boz Ok Dulkadirli
Beyliği sona erinceye kadar (1522) bu beyliğin elinde kaldığı bölge Dulkadir Beylerinin oğulları tarafından idare edilmiştir.
Bunlar Çandır veya ona yakın Kozan Köyü’nde oturmakta idiler. 1522 yılında
Rodos Seferi’ne çıkıldığı esnada Dulkadirli
Beyliği’nin başında bulunan Şahsuvar oğlu Ali Bey’i,
Kanuni’nin buyruğu ile birlikte gizlice öldürttüler. Ali Bey’in öldürülmesi Dulkadir Beyliği’nin bir Osmanlı Eyaleti haline getirdi ise
de bu, devlete pahalıya mal olan isyanların çıkmasına sebebiyet verdi.
1558-1559 tarihli deftere göre Boz Ok sancağına bağlı Boğazlıyan nahiyesinde
199 köy ve ekinlik vardı. Bu köy ve ekinliklerde çiftçilik yapan halkın çoğu Çiçeklu oymağına mensuptu. Bu nahiyedeki başlıca köyler ve
ekinliklerden bazıları şunlardır: Baba Yağmur, Caferlu,
Karakuyu, Gökçelu, Müderrislü
(Diğer adı Çalapverdi), Ekizce,
Karakoç, Sırçalu,(Sırçalıtekke)Pınarbaşı,
Oğulcuk, Yoğun-isalu (Yoğunhisar)
Güzelce Köprü (diğer adı Uzunlu) bu deftere göre Boğazlıyan’da 594 vergi nüfusu
vardır ve hepsi Türk’tür. XVII. yüzyılın ortalarında Boğazlıyan, Boz Ok
Sancağının kazası haline gelmiştir. 9. yüzyılın ortalarında Boz Ok Kayseri,
Ankara, Çankırı sancaklarını içine alan büyük bir eyaletin adı olmuştur. Boz Ok
eyaletinin Boz Ok Sancağı ise şu nahiyelere ayrılmıştır. Yozgat, Kocalar, Akdağ ve Madenciler-Boğazlıyan, Çorum, Sorgun, Salmanlı vb. XX. yüzyılın başında Boz Ok, Yozgat sancağı
adıyla Ankara Vilayeti’ne bağlanmış üç kazadan meydana gelmiştir. Yozgat
(Merkez kaza), Boğazlıyan, Akdağmadeni ( 1272/1854-1328/1900)
tarihli Ankara vilayeti salnameleri yıllık) Boğazlıyan son asırlarda gelişmiş
bir yerleşim merkezidir.
Başbakanlık arşivindeki kayıtlardan
Boğazlıyan’ın 1907’de Boz Ok Sancağı’nın bir ilçesi olduğunu, Enver Ziya
KORAL’dan “Osmanlı İmparatorluğu’nda İlk Nüfus Sayımı” isimli eserinde
Boğazlıyan ilçe merkezini 2745 nüfusa sahip olduğunu öğreniyoruz. (1831)1892
tarihli salnameden (yıllık) Boğazlıyan’ın merkez bucağına bağlı 76 köyden
oluşan bir ilçe olup, Kaymakam’ı Osman Efendi’dir. Oğuz Boyları’nın Boğazlıyan
ve çevresine daha fazla yerleşmelerindendir. Boğazlıyan’da ilk belediye
teşkilatı 1879 tarihinde kurulmuştur. 1909 tarihinde Bidayet (Tanzimat’tan
sonra kurulan Nizamiye Mahkemeleri içinde, Asliye Mahkemeleri gibi çalışan ilk
derece mahkemelerdir ) Mahkemesi kurulmuştur. Boğazlıyan Kaymakam’ı Akif Bey
ilçe çevresindeki bataklıklardan dolayı yaz ayları için Hükümet Teşkilatını
Uzunlu köyüne nakli hakkında saraydan aldığı ferman ile 1300 (1884) Askerlik
Şubesi’nin Boğazlıyan’da kurulması ve umumi harple ilçeden ayrılmanın sakıncalı
olduğu nedeni ile Hükümet Teşkilatı tekrar Boğazlıyan’a nakledilmiştir. Bölge
Osmanlılar döneminde Sancak beylerinden Bozok (
Yozgat ) sancağına bağlı kalmıştır. O yıllarda da köyümüz Boğazlıyan
ilçesine bağlı olarak kalmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında devam etmiş ancak Felahiye’nin ilçe olmasıyla köyümüz buraya bağlanarak 1964
yılında Kayseri ye geçmiştir.
Köyümüzde farklı soy isimde birçok aileler
bulunmaktadır. Bu ailelerin geçmiş tarihleri hakkında çok geniş bilgiler
bulunmamaktadır. Büyüklerimizden edindiğimiz bilgilere göre
Karadavut ve kaya'ların kardeş olduğu,
karacaoğlan (karamehmet çocukları) durul ailesi kaya'ların kardeş olduğu
bilinmektedir.
Soy, soylu, şahiner, şahingöz
bir aile oldukları bilinmektedir. Diğer ailelerle ilgili bilgiler elimize
ulaşmamıştır.
Araştırmalarım devam etmekte elimde bir çok tarihi
bilgiler bulunmakta bazı noktalar netleşmediği için buraya yazmadım.
Murat
KAYA