ALBÜM

EDEBİYATIMIZ

Odalarımız

DARILI SÖZLÜK

Atasözlerimiz(Tıkla)

Oğuz Destanı ‘Beyrek

Darılım

Hıdırınşiri

Gurbette Ezan

Hollandadan

Selam

Sevdim Seni

HATIRALAR

Tatlı Anılar

İlkokul Hatıralarım

DarılıdaÇocuk Olmakmış

EMAİLLER

OKUL YILLIĞI

HABERLER

İLANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ANKET

 

 

      EDEBİYAT SAYFAMIZ     EDEBİYAT  SAYFAMIZ

 

 SELAM

www.darili.com

       

Adsız ziyaretçimizin yazısı

Merhabalar dünyanın en güzel web sitesi “www.darili.com”, her gün yeni bir heyecanla tıklatıyorum “www.darili.com”u, her ayrıntıya dikkat ederek fotoğraflara bakıyorum özlemle, yeni e-mailleri okuyorum, anında hipnoz olurcasına zaman tüneli ile o eski günlere dönüyorum. Can bulduğum, beden ve ruhumun şekillendiği o yıllara götürüyor beni www.darili.com. Derin düşünce ve duygulara dilıyorum. Nedendir? insanların doğduğu topraklara olan bu ilgisi diye soruyorum kendime. Çünkü diyorum, o topraklarda yetişmiş tahıllardan, meyvelerden, sebzelerden aldığımız demir var, çinko var kanımızda, daha pek çok elementler var, vitamin var, çeşitli gıdalardan aldığımız ve hala kaslarımızda taşıdığımız proteinler var, kemiklerimizde o toprakların kalsiyumu var, o topraklardan vücudumuzda taşıdığımız çok şey var hala, canımız var, kanımız var. O topraklardan süzülen ve mineralle zenginleşen su dolaştı damarlarımızda. İnsan tabiatın küçük bir örneği (eskilerin ifadesiyle misal-i musaggarı), o toprakta ne varsa bedenimizde de o topraktan aynı oranda su var, demir var, kalsiyum var, tuz var, mineraller var. Biyolojik pek çok madde yanında ruh da var, manada var o topraklardan. Hani anneler evlatları için “canımdan bir parça” derler ya, bizler; üzerindeki her şeye hayat veren o toprakların canından bir parçayız, güçlü bir kuvvet var bizi o topraklara bağlayan, anne ile evlatları arasındaki bağ gibi. Sanki gizli bir güç. Şükrünü hakkıyla eda edemediğimiz nimetler var, yüzyıllarca üzerinde yaşayan insanları doyuran, onların geçimlerini sağlayan oldukça cömert tarlalar, bahçeler, bağlar var o topraklarda. Anaların evlatlarına seslenişi gibi toprak anada lisan-ı hal ile, manevi bir sesle bize sesleniyor sanki, kayıtsız kalamayacağımız o sesleniş özlem olarak tezahür ediyor bizde herhalde.Yaşam adına tattığımız ilk tadlar var, duygular var, anne-baba sevgisi var, dede, (ebe)anneanne, babaanne sevgisi var, amca, (ame)hala, teyze, dayı sevgisi var, komşu dayanışması var, hayat adına güzel olan her şey var o topraklarda. Bayramların sevinci, düğünlerin tadı var o topraklarda. Güz mevsiminde (sonbahar) tüm sokakları kaplayan, insanın iştahını okşayan pekmez kokusu var o topraklarda. Zemheri ayında (20 ocak-20 şubat) dere-tepe kızak kayan çoçukların sevinç çığlıkları var o topraklarda. Elektrik ve televizyonun olmadığı, uzun kış gecelerinde saman sobasının ısısında lüks lambasının ışığında “oda”larda yapılan sohbetlerin sıcaklığı var o topraklarda. Hasat zamanı buğday taşıyan at arabalarının ve harmanda düven süren atların kişneme sesleri var o topraklarda. Köye gelen hiç tanımadığı yabancılara “oda” sını (misafirhane) açan onları konuk edip hizmette kusur etmeyen, şıhı emmi, mehmet amca, mustafa dayı, halim dayı, veysel amca, hurşit amca, ömer amca, mihrali amca, hasan emmi, hasan dayı, hasan amca, nuri dayı, kadir amca, musa dayının misafirperverliği var, kültür var o topraklarda. Yıllarca köyün imam hatipliğini yapmış hamdi hoca var o topraklarda. Celal amcanın bakkal dükkanından alınan şeker sucuklarının tadı var damaklarda. İhsan amcanın un değirmeninden gelen dişli seslerinin tıkırtısı var kulaklarda. Fedakarlık, özveri, ferağat, çile, ızdırap, alın teri var, gözyaşı var o topraklarda. Saygı, her şeye saygı var o topraklarda. İnsana en çok yakışan ve insan duygularının en güzeli olan “sevgi” var, hoşgörü var o topraklarda, kadir şinaslık var, vefa var. Beş vakit okunan ezan sesi var, Allah (cc) inancı, peygamber sevgisi var o topraklarda. Okul bahçesinde coşkuyla okunan istiklal marşımızın gür sedası var o topraklarda. İnsanı saran ve derin bir huzur veren atmosfer var o topraklarda. Dünyaya gelmemize vesile olan atalarımızın, sevdiklerimizin kabri var o topraklarda (ruhları şad olsun). Vücut olarak bize emanet edilen canımız var o topraklardan. Yüzlerce, binlerce kilometre uzakta olmamıza rağmen hep aklımızın bir köşesinde köyümüz, kalbimizde gizli sevgisi. Gurbet hiç bize vatan olurmu? Bu ilgi, insanın topraktan gelip yine toprak olacağı inancındanmıdır acaba? Kabristan fotoğraflarını gördüğümde darılı küyünün kaç kez dolup mezarlığa taşındığı geliveriyor aklıma, ve Şair’ in şiirini çağrıştırıyor bende “Neylersin ölüm herkesin başında, kimbilir nerde nasıl kaç yaşında, taht misali o musalla taşında bir namazlık saltanatın olacak.” Aşığın söyledeği gibi “bir dikili taştan gayri nem kaldı” düşüncesimi bizi doğdumuz topraklara bağlayan acaba? Diye soruyorum kendime. Nedir bu? Bir halk türküsünde de varya “beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar” diye. (“külli nefsin zaigatül mevt” her nefis ölümü tadacaktır). Bu vücut o toprakların bir parçası! Ve yine o topraklara dönecek, başka canlılara can verecek. Pek çok insanın vasiyetinde vardır doğduğu topraklara defnedilmek, ona tekrar kavuşmak, ona sarılmak, onunla tekrar kucaklaşmak, vücut bulduğu topraklarda erimek, ebediyete intikal edip onun bağrında kalmak. Komşumuz Irak’ta yapılan zulmü gördükçe bu topraklarda doğduğuma şükrediyorum, o mazlumlar için, güzel vatanım ve köyümü zalimin zulmünden koruması için Allah (cc)’a dua ediyorum. Sana yine yazacağım www.darili.com. Hoşça kal.

 

 

        

 

 
 
 
 

Web Tasarım: MURAT KAYA