ALBÜM

EDEBİYATIMIZ

Odalarımız

DARILI SÖZLÜK

Atasözlerimiz(Tıkla)

Oğuz Destanı ‘Beyrek

Darılım

Hıdırınşiri

Gurbette Ezan

Hollandadan

Selam

Sevdim Seni

HATIRALAR

Tatlı Anılar

İlkokul Hatıralarım

DarılıdaÇocuk Olmakmış

EMAİLLER

OKUL YILLIĞI

HABERLER

İLANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ANKET

BEN

 

 

      KÖYÜMÜZDE KULLANILAN KELİME VE DEYİMLERİN ANLAMLARI

 

DARILI  SÖZLÜK

Edebiyat Sayfası

Çok değerli köylülerim bir toplumun dili kendi aynasıdır. Dil insanlar arasında iletişimi sağlayan en önemli vasıtadır. Bir anne için çocuğunun ilk kelimeyi söylemesi ne kadar önemli değil mi.  İnsanların sosyal yaşantı içerisinde ki ilişkilerinde hangi konuyu ele alırsanız alın karşılıklı konuşmadan, anlaşmadan çözemezsiniz. Dil her şeyin başı. Dil adeta canlı bir varlık gibi sürekli değişim gösterir. İnsanların yaşam şartları, teknolojik yeni değişiklikler olduğu müddetçe, dilde de değişim olacaktır. Geriye dönüp baktığımızda bir çok kelimeyi kullanmadığımızı görüyoruz. Ayrıca son zamanlarda dilimizde aşırı bir yozlaşma olmakta, bunun başlıca sebebi bölgesel değişiklik, farklı topluluklarda yaşam, özenti, teknolojik gelişmelerdir. Buda dilimizdeki kelimeleri kullanmamayı ve zamanla unutmayı beraberinde getirmektedir.  Bu nedenle de bende  bu sayfada köyümüzde kullanılan unutulmaya yüz tutmuş, günlük hayatta hiç kullanmadığımız bazı eşya isimleri, sözcükleri, kelimeleri yazdım, eksik kelimeler olabilir, elimden geldiği kadarıyla tamamlamaya çalıştım. İlave katkı yapabilirsiniz.

Aa

 

Acer                     :Yeni...

Acep                    : Sanırım, tahmin

Acışmak               : acımak

Ağartmak             : Çamaşırı beyazlaştırma

Ağarma                :Gün doğma , ışıma, beyazlaşma

Ağarma                :Saçların beyazlaşması,

Ağız                     :Doğum yapan hayvandan ilk sağılan süt

Ağız eğme            :Başkalarına bir iş için ricada bulunma

Ağızbağ                :Çuval torba bağlama ipi

Ağnamak              :hayvanların yerde kaşınması, yuvarlanması

Ağu                      : zehir

Ağpakla                : kuru fasulye

Ahali                    : insan topluluğu

Akran                   :aynı yaş grubu

Ak                       : beyaz

Al                        : kırmızı

Alaca                     : Bağdaki üzümlerin ilk yetişmiş hali, (bağa  alaca düştümü)

Alaf                     : Ateşin yüksek ısısı

Alaz                      : Ateş yakma , tutuşturma, hemen tutuşan ve sönen ateş

Alayı                    : hepsi

Aleçik                  :Tek odalı bağ evi

Alen                     :bekleme, yavaşlama

Alenme                 :Eğlenme, dalga geçme

Aleşme                 : İkame, konaklama

Algın                    :Hastalıklı

Alıç                     : çalı yemişi

Alınma                 : Döllenme (Hayvanlar için)

Ame                     : Hala,  babanın kız kardeşi

Ambar                  :ahşaptan yapılmış 1 tona yakın buğday, un koymak için depo,

Anaç                    : yaşlı tavuk  civciv çıkartan kümes hayvanı

Anadut                 : üç parmaklı desteleri yüklemede kullanılan uzun saplı araç,

Annacına              : Karşısına

Angut                      : Aptal, Salak,

Ark                      : üstü açık su kanalı

Arpaçık                : taze yeşil soğan

Arabaşı                  : Unun yavaş ateşte su ile karıştırılarak belirli kıvama geldikten sonra siniye dökülmesi ile elde edilen ve soğukken,    Özel hazırlanmış çorba ile çiğnemeden yenen bir hamur yemeği,

Araykesti                İki takım halinde çocukların sokakta oynadığı bir oyun,

Arkaç                   : Arka veya karşı Yamaç,

Aristak                  : tavan

Arıya gitme           : zayi olma,

Aside                    : Pekmezin yavaş ateşte un ile karıştırılıp belli bir kıvama geldikten sonra üzerine erimiş tereyağı dökülmesi ile  elde edilen bir çeşit tatlı,

Aş                        : yemek

Aşık                     : kemiklerde eklem parçası , oyun aleti

Aşık Oyunu        : Eskiden misket, bilye vb. Olmadığı için kuzu ve oğlakların dizinden çıkarılmış kemik parçasıyla   (aşık) oynanan bir çeşit oyun.

Aşlık                     : Yemeklik tahıl vs.

Aşılama                :Boyalama

Asbap                   :Elbise

Atkı                      : Çok parmaklı tarım aleti

Avara                    :zaman kaybederek iş yapma (karşı iş yapana zaman kazandırma)
Avrat                    : Kadın
Aygördüm
            : Gece ay ışığı altında oynanan saklambaç türü bir oyun,

Azap                    :mevsimlik, her işi yapan ırgat (işçi)

Azat                    :Serbest bırakma (hürriyetine kavuşma)
Azma                   : Kaybolma

Azıtmak               :ekmek, kendini saklamak

Azık                     :kırda yiyecek şeyler

 

B.b

Babalıboynuna      :vebalı sana (yemin şekli)

Bacı                     : küçük kız kardeş

Bağır                    :döş, göğüs, ön taraf

Bağrı yanık           :

Bağrından bitişik   :

Bağdaç                :

Baldırcan              : patlıcan

Balbaşı                   : Özel emek sarf edilerek yapılan bir pekmez çeşidi.

Balak                    :camız yavrusu

Banak                   :Yufka ekmekle parmak ucuyla yapılan bir sokumluk sarım

Bardak                 : Ağaçtan oyma 10 litrelik su kabı

Bari                      :tahmine dayalı dilek, bağlaç

Başınıbağlamak    : nişanlanma, söz kesme

Batman                 :sekiz kilo ağırlık birimi

Bayak                  : Biraz önce

Bayır                    : rampa, meyil arazi

Bazlama                : Yufkadan kalın açılmış hamurun yağsız olarak sac üzerinde pişirilmesi ile yapılan bir çeşit gözleme,

Bellemek                  : 1- Öğrenmek, 2- Bağ veya bahçenin bel küreği ile kazılması işlemi,

Belemek                : sarıp sarmalamak

Belenmek              : kirli su da çamurda bütün vücudunu kirletme

Bel                      : Toprak eşme aleti, kürek

Bent                     : küçük su göledi

Beter                    : daha kötü

Berk                        :Yarı katı halde, sert

Berkitmek                :Yerleştirerek sıkıştırmak,

Beze                     :hamuru ekmek gramajı kadar yuvarlama

Bıldır                   : geçen yıl

Bışkı:                          testere

Bişirik                   : Toprak damlara atmak için samanla karışık dinlendirilmiş çamur, sıva,

Bildanat                : 4 parmaklı tarım aleti, dirgen

Bilişme                 :Paylaşma

Bildik                   :Tanıdık

Bilya                    :Misket

Biz                       : büyük  iğne Çuvaldızın büyüğü, tahta saplı ve ucu sivri bir araç,

Bostan                  : 1-Sebze bahçesi, 2- Karpuz

Bogaz (lı-sız)        :yeme konusunda iştah (lı-sız)

Boruç                    :Küçük su testisi, sürahi, su kabı

Boyunduruk          : Kağnı veya öküz arabasında, çekiş için öküzlerin boynundan bağlandığı bölüm,

Bozarma              : Renk bozulması, Yüzdeki cansızlık

Bödü                    : Hindi, gaz, ördek yavrusu

Bulamaç                  : Ayran içine ekmek doğramak suretiyle elde edilen soğuk yemek çeşidi,

Bugelek                : hayvanların sineklerden rahatsızlaşıp huysuzlaşması

Burunsalık            :hayvanların burnuna takılan yular parçası

Bungulbungul        :Yerden kaynayan su

Burgu                 : Ağaç delmeye yarayan ve elle döndürülen matkap

Büküş                   : viraj

Büküm                  :(bir büküm). bir adet katlanmış yufka ekmek

 

C.c

Cacık                   : Madımak ve yemeği

Cahmin                 :cahilce hareket eden, konuşan

Camız                  : Manda,

Canşinliği              : Arkadaşlık

Canavar                :  kurt

Carı                     : hızlı çabuk

Cavgalamak          :kapların soğuk su ile deterjansız yıkanması

Cayma                  :Vazgeçme

Cazı                    : Cadı

Cazgır                  : nizahçı, çığırtkan

Cerek                   : 8-15 m  ince uzun ağaç

Cereme                :Ceza

Celep                   :büyük baş hayvan alım satımı yapan kişi

Cıbalamak            :diz boyu suya ayakla girmek, özden yalın ayak geçmek

Cılk                     : içi  boş, bozulmuş yumurta

Cılkıcıkmak              :

Cılız                    :Zayıf bakımsız

Cılga                    :ince asfalt, şose yol

Cımcılık               : Sırılsıklam ıslanmış,

Cıncık                 : cam  eşya

Cıngıl                   : Salkım,

Cırcır                   : Fermuar

Cırana                 :Mayalanmış hamurdan yapılan simit

Cıvık                   : set  berk olmayan

Cırtık                  : ciddi olmayan

Cibiliyet                : karakter

Cibindirik             :

Cisilemek             : yağmurun hafiften yağması

Cimdallı               : her şeye kızan

Cingarçalma          :Bakır zehirlenmesi

Cinni                     : Sinirli, asabi, vara yoğa kızan

Cirit                      : at üstünde sopa ile oynan erkek oyunu

Conguluz              :Gülyabani

Culuk                   : hindi

Cücük                  :Civciv

Cülle                    : palazlanmış civciv

 

ÇÇÇ
 

Çağ                      : duşluk,

Çakıldak                 : 1- Bir çeşit ot, 2- Koyunların kuyruk altında, pisliklerinin yünleri üzerinde kuruyarak oluşan yuvarlak taneler,

Çalgı                    : büyük süpürge

Çalgı                     : 1-Düğün ve eğlencelerde müzik çalmada kullanılan enstrümanlar.

                          2-Havlu, hayat vb. yerleri temizlemede kullanılan, normalden daha sert ve uzun süpürge,

Çalkama               : ayran

Çalma                   : Yumurta sarısı katılarak belli kıvamda özel olarak hazırlanan  az katı (ağda) haldeki pekmez.

Çalmak                 :Sütü yoğurt veya peynir için mayalamak

Çalmak                 : 1-Sürmek, 2-bulaştırmak, 3-boyalamak, 4- iftira atmak,

Çaleyiş                 :hayvana yön verme hitabı

Çandı                    : Tavandan açılan (camsız pencere) ışıklık

Çardak                 :Yazıda, üzeri açık hayvan ağılı

Çarkıt                  : Arızalı, işlevini yapamayan

Çaput                   : bez parçası

Çatalkavak             :Dörder kişilik olarak iki takım halinde oynan erkek çocuk oyunu

Çatlak                   : Kafadan zoru olanlar için kullanılan bir deyim,

Çerçi                    : boncuk satan seyyar satıcı

Çene                     : bina, ev dış duvar köşesi

Çerpeşen              : bahar döneminde mevsim, düzensiz mevsim dönemi (yağmur- kar-fırtına)

Çelik                    : küçük sopa ile oynanan oyun

Çeltek                   :Çobanın yardımcısı

Çedene                 : dişi hint  keneviri

Çebiş                    : Keçi adayı, 2 yaşındaki Oğlak,

Çemkirmek           : Diklenir gibi yapmak,

Çeten                    : At ve Öküz arabasının (saman çekmede kullanılan) yan tahtaları,

Çıdırgı                  :

Çıngı                   : Kıvılcım

Çıngırak               : hayvan çanı

Çıra                     : gaz yağlı fitil ucu ile ışık veren seyyar lamba

Çıtlık                     :mavi çiçekli  ot, süpürgelik olarak kullanılabilir otlar, ince dal

Çi                         :Pişmemiş

Çiç                       :Saman buğday karışımı yığın

Çilbir                    :Et ile bol soğanlı karışımı yemek

Çimme                 :  banyo duş alma

Çimtik                  :parmak uçlarıyla sıkıştırma,

Çimti                    : el ucu kadar ölçü miktarı

Çinkitaş                :Beyaz mermerlik taş

Çirtim                   : bir yemelik (çok az)

Çirtme                  :hayvan tekmesi

Çitime                   :aralıklı kolay sökülebilen dikiş

Çot olmak             :el ayak tutmaması

Çorlu                   : hastalıklı

Çöğdürme           : Eğdirme. bir ucu diğerine göre seviyesini düşürmek, 2- İşemek,

Çödürü çüş          :tahterevalli

Çölmek                 : (=Çömlek), Çamurdan yapılarak pişirilmiş ve değişik boyutlarda olan çanaklar (Genellikle içine peynir basılır)

Çömçe                    : 1- Tahtadan oyulmuş uzun saplı kepçe,

Çöp                     :çok küçük  ağaç dal parçaları

Çörten                  :çatılarda su aktarıcı , oluk

Çörtük                 : oluk

Çuvaldız             : Büyük İğneden çok daha büyük, çuval ağzı dikmede kullanılan bir araç,  

Çüş                      :hayvana hitap

Çayısıra gitme kıyısıra gelme: işten bir sonuca varamama

 

DD
Davar                   : Koyun sürüsü

Dahra                   : Satır

Damızlık              :yoğurt, peynir mayası 

Dar akşam              : güneş batmadan önceki an , zaman

Darılma                 :küsme,

Dayak                   : 1- Sopa, 2- Kağnı arabasında okun altına dayanarak sabit ve dengede durmasını sağlayan parça, 3- Uzun boylu

Dal                      :Omuz,  omuz başı

Dede sakalı           :Yemlik, madımak

Dene                     : tahıl ürünleri danesi

Denetleme            :Gizlice birisine bakma, takip etme

Def                       :ince karın derisinden yapılmış çalgı aleti

Dedesakalı           : kendiliğinden yetişen ince uzun yapraklı madımak türü

Deste                   :ekin yonca tomağı

Depme                  : Tıkama

Depik                   :tekme

Devre                   : Yanlış, ters,  (iki şeyi birbiri ile karıştırmak)

Didişme               :Tavuk düğüşü

Didikleme            :küçük parçalara bölme, karıştırma

Diğdirtmek            : Suyun bir delikten fışkırtılması,

Dikilme (dinelme)  :ayakta bekleme

Dikme                  :Fidan

Dinek (deynek)      :Sopa

Dillik                     :düzen, huzurlu yaşam

Dilik                     :yarım kesme

Dilbaz                   :çok konuşan, konuşkan

Dişirici                 :dilenci

Dımbır                 :sıfıra yakın saç tıraşı

Dımzıtma             :azar azar akıtma

Dobalak                 : Pişmiş topraktan yapılmış, yayvan ağızlı ve geniş gövdeli ayran veya yoğurt  kabı,

Dolukma                 :Gözleri dolma, Ağlamaklı olma

Dombik                :Yuvarlak dolgun

Domurgu             : Ağaç kesmeye yarayan büyük el testeresi

Doncak                 :altında hiç elbise ve çamaşırı olmayan çocuk

Donuk                 : Şen şakrak olmayan insan tipi, soğuk davranan.

Dölek                   : düz yer, arazi, düz zemin

Dölek Durmak       : Düzenli durmak, yaramazlık yapmamak

Döş                      :Ön taraf, göğüs

Dulda                   Rüzgar almayan kuytu yer

Duluk                   :Yanak

Duman                 :

Durak                    : Volkanik taştan (kefek taşı) oyulmuş, silindirik biçimde bir kap, (İçinde yoğurt biriktirip süzülmek suretiyle kışlık   tereyağı ve süzme yoğurt elde etmek için kullanılır.) (Durağı özediniz mi ?) 

Düve                    :doğurmamış inek

Düven                   :Sapları saman yapmak (öğütmek) için büyük tahtaların altına kesici taş yerleştirilerek yapılmış düzenek.

Düvendişi                :

Düğürcük                 : Tane boyu küçük olan bulgurların elek altı olanları. (çorba ve köfte yapımında kullanılanılır)

Dürüm                  :yufka ekmek arası sandviç

Dürme                  :sarma, bohçalama

Düzen düzmek      :Düğün hazırlığı için ev eşyası alış veriş

 

EEee

 

Ebe                       :babaanne, anneanne

Ebemkuşağı          :Gök kuşağı

Ebemgömeci         :

Efelik                    : ıspanak türü yeşillik

Ekşili                    :Bazlama şekli, ekmekten küçük kalınca lavaş ekmeği

Ellik                     :eldiven

Elcek                    : Sıcak cisimleri tutmak için yapılmış kalın bez, tırpan kolu

Elleşmek                : Bir yükü, bir yerden kaldırıp başka bir yere koymak için, İki kişiden birinin, diğerinin bileğinden tutması   suretiyle oluşturduğu  yardımlaşma şekli,

Ellaam                  : sanırım, tahminimce,

Elinin ucuyla         :İşi ciddiye almadan yapma, önemsemezlik

Emsal                   :benzer, aynı yaşta olma

Emzik                   : biberon

Emmi                    :Amca

Enek                     :Küçük topak taş, (çocuk oyununda ebe seçilmiş oyun aleti)

Engil                     : Bağdaki üzüm çubuklarının (yaprak zamanı) uç kesiminde soyularak yenebilen bölümü,

Enik                      : kedi köpek yavrusu

Erinme                 : üşenme

Eregitme               : evlenme (bayanlar için)

Erişi                      :halı kilim ipi

Erişte                   : düz ince kesilmiş hamur (makarna)

Essah                  : Gerçek, aslı

Estirikli                 gel git akıllı

Ev yakınlığı          :eve davetiye buyurum

Evlek                    :arazi ölçüsü (100 m2)

Evrağaç                : Sac üzerinde yufka ekmeği pişirirken alt, üst yapmaya (evirip çevirmeye) yarayan yassı tahtadan yapılmış araç,

 

F-f

Firengi                  : büyük kapı anahtarı, dış kapı

Firez                     : Ekilmiş tarlalar arasında, ekilmemiş boş tarla.

Firik                      : Tam olgunlaşmamış buğday başaklarının ateşte ütülerek, tanelerinin (yemek için) ayrılması,

Firik                     : piliç, taze, körpe,

Fitlemek                :birini bir diğerine dolduruşa getirme,

Fışkı                    :Biriktirilmiş hayvan gübresi

Fukara                  :  fakir


G-g

Gaçıl                        :Çekil

Gadasını almak     : “Allah sana gelecek belayı bana versin” manasında kullanılan bir deyim, 

Gamga                   :Ağaçların yontulmasıyla oluşan büyük talaş parçaları

Gancık                    :1-dişilik, 2-sözünde durmayan, kaypak

Ganıttırmak              :Zorlayarak açma

Garık                       :Küçük yeşillik ekilen yer, tarla

Gat                          :karıştırıp  harmanlama, azı çoğa ilave etme,
Gatık                          :Ekmekle yenen Şey

Gavurga               :sac üzerinde kavrulmuş kızartılmış buğday

Garık                    :bahçelerde ekilen ürün çeşidine göre sınırlandırılan küçük alan

Galıç                    :ekin biçmede kullanılan tarım aleti, orak

Gav                       :İçi boş, hafif, yoğunluğu olması gerekenden düşük

Gavrama                :Tarlada yulaf, arpa yolma işlemi

Gaysama               :Kabuklu  yüzey veya deri deki dökülmeler, kabarmalar.
Gazel                      :kurumuş yaprak

Gebelek                 : Hayvanların iç organlarında (akciğer) oluşan küçük canlılar.

Geçe                       :karşı taraf

Gedik                   :İki dağ ortasındaki geçit,

Gelhayitmek           :vurmaya, yıkmaya yeltenmek, darp

Gem                         : at gemi

Gejgere                 : (Teskere), Harç, toprak, gübre vb. Taşımak için iki kişi tarafından kullanılan tahtadan yapılmış bir araç.

Gertne                  :bahçelerdeki teras

Geveleme              :ağızda çiğneme,

Gever                      :küçük arklarda su akış yönünün toprak ve taşla önü kesilerek yön değiştirilmesi

Gıcır                    :yeni

Gıdım Gıdım       :azar azar

Gındap                   :ince bağlama ip

Gırgı                     : kır, yazı

Gırıtma                  : kendini beğenmişlik

Gırcı                    :dolu

Gırklık                 :koyunların tıraş makası

Gırgmak               :yün, kıl, kesmek

Gısga                   : Soğan tohumu,

Gıstırma               :Sıkıştırma
Gıvışlama             :Kımıldama

Gıymık                 : Odun Parçası
Gızdırmak            :1-Isıtmak, 2-sinirlendirmek

Gısır                    :gebe kalmamış inek

Gısnık                  :cimri, yardım yapmayan

Gıyımsız              :cimri

Gran                    :Hastalıktan ölmeler (kümes hayvanları için)

Gındap                    :kalın ip

Gicişme                : kaşınma

Gilomada              : Bağların budanması ile elde edilen kurumuş üzüm çubukları,

Gişi                      : Koca

Go                       :yeşerme, olgunlaşmamış

Go pakla              :yeşil fasulye

Gocama                :yaşlanma, ihtiyar olma

Golan                   :hayvanların üzerine yük bağlama halatı

Golamak               :Dedi kodusunu yapmak

Gomuk                 :beklemiş kokuşmuş çamurlu su

Goönme              :Kumaşın ısıdan veya ateşten renk değişimi

Goruk                  :olgunlaşmamış üzüm

Gorunma              :Kıskanma

Gopmak               :koşmak

Gostahlı               :Havalı,gösterişli

Goşam                 :İki avuç dolusu hacimsel miktar
Govucu                :dedikoducu

Goyurmak            :Salıvermek, bırakmak, gitmesine izin vermek (hayvanlar için)

Göç                      :Taşınma

Göçmek               :Yıkılma, çökme

Göp   (köp)           : Kağnı arabasının arkasındaki enine uzun tahtanın iki ucundaki oturulabilen bölümler,

Gözer                   : Buğday elemede kullanılan iri gözenekli kalbur,

Gön                      :camız, inek derisi

Gözagırtma          :Gözle korkutma

Guluç                   : Omuz ve boyun bölgesindeki kas tutulması,

Guman                 :Şüphelenme

Gun                       :Güneş

Gurk                     : Kuluçkaya yatan tavuk,

Guşam                  :giyinme, takınma

Gusgun                 :bağlama ipi,

Guşene                 :bir tür büyükçe saplı yayvan tencere

Guva (güveyi)       :damat

Guvermek            :yaprak açıp yeşillenmek

Gücük                  :son bahar da bir ay

Gücülen                : Güçlükle,

Güdük                    : Kısa boylu,

Güğüm                     : Bakırdan yapılmış, kalaylı, su taşıma kabı,

Günülemek           : Çocukların kardeşlerini veya başka çocukları kıskanması,

Gütmek                :hayvanları otlatma, tavuğun yavrularını gezdirmesi

Güz                      :sonbahar

H-h

Haalaa                  :Tuvalet WC

Halayık                 :Hizmetçi

Halka                   :Toka

Halka                  : Simit türü çörek

Hala                     : annenin kız kardeşi teyze

Hacet                   : el aleti

Hakırdak               : Kuyruk yağının yağı alındıktan sonra kalan dokunun kurutulmuş hali,  kıkırdak,

Haral                    : Büyük ve geniş çuval, (big-bag),

Hamamkızlı          : iki takım halinde en az dörder kişi olarak erkek çocuklarının oyunu

Hamlama              : aşırı işten kas yorgunluğu

Ham                      :1-gebe olmayan hayvan (inek) 2-Olgunlaşmamış, yetişmemiş

Hamit                   : arabaya koşulan atların boynuna takılan Alt kısmı tahta üstü meşinden yapılmış alşet.

Havt                     :Su havuzu

haabe                    heybe
Ha (Heğe)
           :  küfe, hayvan sırtında üzüm, domates vb. taşımada kullandıkları kamış veya söğütten örme          Büyük sepet,

hayıf                       :acınma, üzülme, pişman olma

Hendek                  :ufak kuru dere

He                        : Evet,

Hee ?                    : Öylemi,

Heftik                    :

Hedik                   : Bulgur yapmak için kaynatılmış buğday taneleri,

Helik                       : Duvar yapımında kullanılan, büyük taşların arasına sıkıştırılan küçük yassı taş parçaları,

Helke                      : Bakırdan yapılmış. Silindirik şekilde ve kalaylı, süt sağmada veya su taşımada kullanılan bir mutfak aracı,

Hest                      : Ata hitap

Heral                     :Galiba

Herif                      :1-erkek,  2-koca

Hinci                      :şimdi

Hizen                      : Toprak damlı evlerde tavanı taşıyan (Kiriş vazifesi yapan) büyük ağaç,

Hiyerif                   :hitap biçimi

Hirk                       :tarlayı nadasa bırakma

Hışırlama              : hayvanların ölesiye yemesi

Hış düşme             Yorgun, bitap düşme
Hotak                   :Taşlarla oynanan çocuk oyunu

Hotlama                :atlama

Hotuk                    :

Hot                       :kalça kemiği başı

Holama                 :Hücum etme

Hol                          : (=Fol) Kümeste tavuğu yumurtlamaya yönlendiren numune yumurta, boş, sahte

Holluk                  :Kümes havyalarının yumurtlaması için oluşturulmuş oyuk

Hommucu             :  hayali korkutucu nesneler,(çocuklar için)

Horanta                  : Ev halkı,

Horhut                   :Hayali canavar,

Hozan                   : Bellenmemiş,bakılmamış bağ veya arazi,

     Hömermek            : Diklenme hali,

Hökela                  :Ukala

Höyük                 :Topraktan oluşturulmuş  tepecik

 

I-ı

Icık                      :biraz, az, çok az

Ilıman                   :ılık

Ilımlı                    :meseleye, olaylara olumlu bakan,

Irgat                     :tarım işçisi, amele

Irgatlık                 :ekin biçme dönemi

Ismarıç                 :sipariş

Istar                     :halı, kilim, çuval, çul, hasır tezgahı

 

İ-i

İbrik                     :küçük su kabı

icar                       kira

İçlik                     :iç giyim

İğ                         :yünden ip yapma aleti

İhtiyat                   : Çekinme,

İlaşı                       :El aleme  karşı

İlkaşam                :erken akşam vakti

İlkin                     :önce

İllik                      :sahur

İllet                       :hastalık, bela

İleme                    :ilave, ek, birleştirme

İliştirme                :

İliş-me                  :kavga  etme (emir sözü)

İlmek                    :İple kolay çözülen bağlama

İmirsek                  :Hayvanlarda yavrularına karşı özlem

İn                          : Hayvanların (kuzuların) kulaklarını kesmek, nişan, işaret,  verme (İn açma)(en'  de olabilir)

İncik                     :Ayak bileği

İptil                      :önce

İrisgik                   : et sucuğu (sucuk)

İşçiman                 :çok iş yapan, üşenmeyen, işten kaçmayan

İşkillenme             :Şüphelenme, kötü bir durum sezinlenme

İşek                      :doğurmamış koyun

İşlik                      :kazak

İta                        : Ekmek yaparken unun altına serilen sofra, kabıt bez
İt dirseği               :gözde oluşan hastalık
 

K-k

Kadak                  : büyük çivi

Kah                      :Dağın üstü--nden arka taraf

Kalbur                  :

Karaçalmak           :birini başkasına kötülemek

Kart                      :Olması gerekenden yaşlı

Kara                     : okul forması, önlük

Karartı                  : Varlık, mevcudiyet, karanlıkta net görülemeyen şey

Karnı dar              :hasetlik yapan, kindar

Kasnak                 :

Katık                     : Ekmekle birlikte yenen yoğurt,ayran vb. yiyecekler,

Katıklaş                   : (Katıklı aş) Yarma (kabuğu çıkarılmış buğday) ve yoğurdun karıştırılması ile yapılmış soğuk çorba,

Kavrama               :Kalıç ile ekin arpa mercimek nohut yolma

Kazık                    :    

Keçeşme                : Lokal uyuşma

Kefaat                   : maddi bir şeye razı olma, yetinme

Kefektaş               :yumuşak hafif taş

Kekeç                   : Kekeme,

Kekmek                : kümes hayvanlarının yem yemsi

Kelengi                 :

Keleş                    :güzel yakışıklı

Kemçik                  : Sinsi,

Kenger                  :

Kendir                  :dişi hint keneviri kökünden elde edilmiş yün, keten

Kepek                  :hayvan yemi

Kerme                  : Ahır tabanında sıkışarak kurumuş hayvan gübresi (kışın tezek olarak kullanılır),

Kerpiç                  :Şekil verilmiş kurutulmuş hayvan gübresi

Kertik                   :

Kertmek               :

Kes                      :yonca samanı

Kesek                  :

Keserleme             :Çapalama

Keskenmek           : Elini kaldırıp vuracak gibi olmak

Kevgir                  :

Geven                  :dikenli ot yığını

Kılık                    :tip , şekil

Kırıtmak              :böbürlenmek, hava atmak

Kızak                   :

Kır                       :yazı

Kırık                     : 1-Eşeğin yavrusu, sıpa’nın biraz büyümüş hali, 2-

Kırmızı                : Domates,

Kırağı                  :Aşırı soğuktan yer yüzündeki yoğuşma suyunun buz tutması

Kin gütmek           :kin tutmak

Kişkirtme              :Kışkırtma

Kişe                      :Kümes hayvanlarını kovma

Kişifleme              :Siper alıp serdirmeden izleme,

Kip                      : Tıpatıp, uygun, yerine oturma

Kingirdek              : gereksiz ve çok gülen

Kirmen                 :dört kanatlı yünü ip haline getirmede kullanılan alet

Kirkit                    :halı tarağı

Kiyiş                     :Kötülük yapan, inançsız, gavur, merhametsiz,

Koşu takımı          :Atın arabaya bağlama malzemeleri

Koruk                  :olgunlaşmamış üzüm

Kolçak                 :dirsek ile el bileği arasına takılan iki ucu lastikli kolluk

Kovucu                :dedikoducu, iftiracı

Kolan                   : Semer veya kürtün’ü hayvan üzerine bağlamada kullanılan kuşak şeklinde uzun ip,

Kosdü                  : Köstebek

Kostek                  :Yürüyüşü zorlaştırmak için hayvanların ayağına takılan çatal engel

Koşmak                :

Kova                    :su kabı,

Kova                    :İnce uzun sert 1 m boyunda  ot

Kopuk                  : Başı boş serseri

Kölük                     : Boynuzsuz keçi,

Közkürek             :ateş küreği

Körpe                   : Yeni doğmuş kuzu ve oğlak sürüsü,Toy, yetişmemiş

Kötelemek            : Bir cismi veya eşyayı fırlatıp atmak,

Köstek                 :Hayvanların ayağına bağlanan (Y şeklinde ) çatallı ağaç

Köreleme              :

Köşker                 :(Ayakkabı) tamircisi

Köp                    : Kağnı önü.....

Köz                     : dumanı olmayan, sönmeye yüz tutmuş odun ateşi

Kör                      :çok geniş manada kullanılmakta, kesici aletlerde, kör kuyu,

Kör düğüm           :zor çözülen bağlama

Kumpür                :patates

Kulavuç                :Bir şeyin kullanılamaz, yenemez hale gelmesi, tamamen tahribat olması

Kulp                     :Eşyaların tutma kolu

Kulp takma           :iftira atma, adını kötüye çıkartma

Kumuk                 :dişleri dökülmüş, Ön dişleri olmayan,

Kunde                  :her gün
Kurtağzı               :kurt ağzı bağlatmak

Küfle                    :Tandırın altından havalandırma kanalı

Küllük                   : Hayvan gübrelerinin tarlaya götürülmek  veya tezek yapmak için atıldığı yer,

Küp                     :çok büyük çamurdan yapılmış çömlek

Kürtük                  :Kar yığını

Kürümek              :kar yığını veya yığıntı bir şeyi iteleyerek taşıma

Küspe                   : hayvan yemi

Kütük                   :kısa boylu kesilmiş büyük ağaç parçası

 

          L-l

Lal                        :konuşmayan

Laap (lakap)          : ikinci isim

Lepli                     :Çocuk oyunu

Leğen                    : Değişik boyutlarda, bakırdan yapılmış Hamur yoğurma, pekmez kaynatma vb. kullanılan bir araç,

Leğence                : Leğen’in küçük (tepsi) boyunda olanı,

Lengeri                  : Bakırdan yapılmış, Ortası çukur yuvarlak (Fötr şapkaya benzer) bir mutfak aracı,

Loğ                       : Toprak damlardaki çamur kaplamayı sıkıştırıp sertleştirmek ve akmayı önlemek için kullanılan silindirik büyükçe taş

 

MMM

Ma                       : Tavan,

Maada                  :Bundan başka

Madenis               :maydanoz

Mabin (Mabeyin)   :Mabeyin, Antre, giriş holü

Mac-colma             :Gereksiz iş , yorulma, çabalama, sıkıntı çekme

Makat                   :sedir, iskemle

Maker                   :İhmal eden, ciddiye almayan, önem vermeyen

Maktohumu           : (küçük düşürücü söz)

Malama                :buğday saman karışımı  sap,

Malama                .birbirine karışmış şeyler

Malamat olma       : Rezil olma

Masime                 :önem verme, ciddiye alma, mukayyet olma, sahip çıkma

Marim                   :Meğer,

Mazarat                :yaramaz çocuk

Mazı                     : Kağnı arabasının Ahşap dingili,

Mayası bozuk       :

Melemir                 : Hamurun özlü ve ekmeğin iyi olması için buğday öğütülürken içine katılan bir tahıl çeşidi,

Menengiç              : Çıtırgillerden çedeneye benzer bir meyvesi olan yaban bitkisi (Karamıklı ve Fındıklı mevkiilerinde bol bulunur.

Meses                   : Kağnı veya öküz arabasında öküzleri yönlendirmek (direksiyon) için kullanılan uzun sopa,

Mes ayakkabı       :

Meymenetsiz         :

Melefe                      :kaput.. yorgan yüzü

Meres                        :Miras miras

Mertek                    : Yaklaşık 1,5 boyunda kalınca sopa
Mintan                      :gömlek

Mıdara                       :Muhtaç olan

Mil                            :1-şiş, 2-Sel sularının bıraktığı ince çamurlu toprak

Mıh                           :çivi

Mıstır                       :gizleyen, sır saklayan, kapak kaldırmayan

Mugatolmak          : Mukayyet olmak, göz kulak olmak anlamında,

Muallim                :öğretmen, öğreten

Muhanet               :(Muhannet) , yardımlaşmadan uzak insan topluluğu

Muhkem               :sağlam,

Mut                      :Buğday ölçme birimi, metre küp cinsinden

Musur                  :Hayvan uzun yem kabı

Murul                  :Toprak karışımlı ezilmiş üzüm suyunda dibe çöken tortu

Müzevir                : İspiyoncu,

Mübaşir                :Postacı


 

N-n

Nal                       :atın ayağına çakılan demir parçası

Nanil                     : tahta terlik

Nafaat                   : Ne zaman

Nazlım                   : Akıllı uslu

Nazesin                  :Ne gezer yok

Neçe                      : Ne kadar çok

Nodul                    : Mesesin veya değneğin ucundaki küçük çivi,

Nizah (nizaa)         :Kavga, ‘nizah gözüne tütmek’

 

 

O-o

Odlama                :ateşe yanıcı madde (odun) atma

Odeğilden             :hissettirmeden

Ocağı sönmek      :neslini devam ettirecek evladının olmaması

Ok                        :At arabasında iki atın ortasında atları arabaya bağlayan uzun ağaç.

Oke                      :öfke

Okuyuntu               : düğün, nişan davetiyesi

Oluk                     :damlardaki yağmur ve arazideki küçük içme su kanalı

Olurki ,Olaki,        :

Omaç                   :yufkadan yağla yumurta ile yapılan tava yemeği

Onarma                :tamir

Onma                   :makam ve maddi olarak daha iyi konuma gelme

Oralı bile Olmadı  :Anlamamış, sezmemiş gibi davranmak

Oşukçu                :Yalaka, dedikoducu

Oşt                       :köpek hitabı

Oyulgalama           :İki parçayı dikişle birleştirme

Ovakit                  :O zaman

 

Ö-ö

Öna                      : Cahilce inat

Ölçek                   :buğday ölçme aleti

Öğrek                    :Kalabalık topluluk, alay

Ören                     :yıkılmış ev yeri,

Örnek                   :Yüz, sima , çehre (güzelliği)(olumsuz kullanılır)

Örseleme             :Eziyet, tartaklama

Örk                      : hayvanların otlanırken kazık veya zikkeye bağlanması
Ötöon                   :Öteki gün, Bir önceki gün

Özeme                  :süzülmüş yoğurttan tereyağı çıkarma

 

P-p

Parlamak              :Aniden hareket (at parladı)

Palaska                 :kalın kemer

Palan                      : Eşek veya atların sırtına sarılan minder, (içi kamışla dolu olana “Kürtün”, tahtadan yapılı olana ise “Semer” denir,

Perçem                 :saçın ön kakülü

Pelverde               :salça

Pezik                    :(bezik) turp, pancar türü gillerden

Pırçalık                :Kırlarda toprak altında yetişen kabuklu içi soğanımsı

Pırtı                     : Manifatura çeşitleri,

Pişkir                   : (peşkir) havlu

Pinelik                  :Kümes

Pohrek                 : çömlekten (Keramik) yapılmış su kanalı

Potuk                   :deve yavrusu

Poyraz                  :Kuzeyden esen rüzgar

Post                      :kurumuş, tek parça hayvan derisi

Pörsümek             :yeşil bitkilerde su kaybı

Pörtlek                 : yarısı dışında nesne

Pöçük                   :kalça üstü

Pus                       :Ağaç reçinesi, kayısı ağacı reçinesi

Pühare                  :Baca

Püsük                   : kedi

Pür                       :bitki, gül yaprağı

Pütürük                :pürüzlü yüzey

Pürçüklü               : havuç

 

R-r

Reçber                   :Tarımla uğraşan çiftçi

Rey                        :Seçmenin oyu

 

S-s

Saarme                 :kasların refleks olarak titremesi

Sabındırık             : Kağnı tekerlerinin kolay dönmesini sağlamak için kullanılan sıvı sabunun konduğu boynuzdan yapılma bir kap,Saçak                   :Bulaşık bezi

Saçma                  :dökme dağıtma , (şaşma) samanın büyüğü buğday sapı

Sadacı (sadaka)    : dilenci

Sağsak                   :

Sahan                   :metal tabak

Sakat                    : Arızalı, çalışmayan

Sakar                    : 1- Dikkatsiz, sürekli bir şeyler kırıp dökenler için kullanılan bir deyim, 2- Alnı beyaz olan keçilere verilen isim,

Sako                    : ceket

Salaca                   : Cenaze törenlerinde tabutun üzerine konduğu ve omuzlarda taşınan levazımat,

Sal                       : ince büyük yüzeyli taş

Sal                        : at arabası üzerine saman taşımak için uzun ağaç kalaslarla kurulan düzenek

Salmak (savma)    :göndermek, bırakmak

Samaar                 :geç algılayan

Sası                      : Çürümüş Kokuşmuş

Sapa                    :ters, aksi yön

Savıştırma            : Yolcu etme

Savu(ı)şma            :habersiz, sessiz  geçip gitme

Savan                    : Çul büyüklüğünde fakat kıldan değil iplikten dokunmuş bir nevi bez,

Savak                   :aksi ters

Sedir                     :yüksek oturma divanı

Seem (Sehim)        : pay,hisse
Seklem                    
: İçine tahıl veya un doldurulmuş çuval,

Seki                      :yarı acık ahırdan bölme yüksek oda

Sekme                  : avlu içinde yüksek oturma yeri

Sekme                  : tek ayak üstünde sıçrama, zıplama

Seten                    : Bulgur yapmak için kaynatılmış buğdayı, kuruttuktan sonra, tanelerin kabuklarını (üzerinde hayvan tarafından   döndürülen değirmen taşı marifetiyle) soyma işleminin yapıldığı, ortası delik ve içi çukur yaklaşık 3m. çapında ve    70 cm. yüksekliğinde taştan yapılmış bir sistem.

Sergi                    :tahıl ürünlerini kurutma işi

Serpenek               :Kapı girişi güneşlik,

Seyirtme                :hayvanları koşturmak

Sırık                      : ince uzun sopa

Sırtap                    : yaramaz, yumurcak,

Sığır  (sıır)           : İnek sürüsü,büyük baş hayvan topluluğu

Sıracalı                 : Cilt üzerindeki sivilce veya benlerden oluşan bir nevi cilt hastalığı,

Sırıncıma              :

Sıttırma                 :patlatma - fışkırttırma

Sitil                        : Ağaç, bitki kökü

Sitil                        : küçük su kabı

Sicim                    :kalın urgan

Sil                         :salya

Silgi                       : Banyo havlusu (bornoz)

Siftime                  :Eti kemiğinden tamamen ayırma işlemi

Sini                         : Bakırdan yapılmış, üzeri kalaylı, kenarı çember gibi kıvrık, yaklaşık 1m çapında, yuvarlak ve yer sofrası için   Kullanılan bir mutfak gereci, 

Sogu                       : Yarma yapmak için buğday tanelerinin dövüldüğü seten’in küçük benzeri taş,

Soluklanmak           :dinlenmek

Sokranma               :Homurdanma, kendi kendine şikayetlenme

Solağa                   :(solak) su drenajı

Soyka                      :

Soyak                     :Soy, aynı  aileden olan cet, ata

Sumsa                    :Yumruk

Sucukma                 : kendi kendine suçlanma

Süem                       :ölçü birimi (baş parmak ile serçe parmak arası)

Sülüm                     :Uzununa, boyuna

Sümsük                  :

Süntük                    : Yüzsüz,

Süusün                   : (=Süksün), İnsan vücudunda boyunun arka tarafı (ense bölgesi) için kullanılan bir deyim,  

Sürgü                    : Kışın toprak damlardaki karı temizlemede kullanılan ‘T’ şeklinde tahtadan yapılmış bir araç

Sürgü                    : Çift kanatlı kapı arkası ahşap kilit, destek

Sürü                       :küçük baş hayvan topluluğu

Sürmek                  : hayvanları götürmek

Sürmek                  :bulaştırmak, boyalamak

Sürgüleme            : büyük kapı arkasının kilitlenmesi

Süttür                   :

Süzme                  :katılaştırılmış (durakta) ekşi yoğurt

 

Ş.ş

Şahbaz                  :canı tez, işten kaçmayan

Şavk                     : ateş ışığı

Şaplak                  : Tokat

Şaştım aşı             :Adı konmamış yemek, acele yapılan yemek

Şaşma                  :Kararsızlık, ne yapacağını bilememe

Şemşamer               : Ay çekirdeği,

Şebidik                  :alkışlama

Şıvgın                  :ışkın

Şıra                      :Dinlenmiş üzüm suyu, şerbet

Şife                      :Posası çıkarılmış üzüm artığı

Şifeme                   :(çocukların küsme durumunda) severek gönlünü alma

Şikar                       : Az, miktar

Şikarakalkmak       : kendini naza çekmek

Şikir                      : Cehre, yüz, sima, görünüş

Şiltah                    :Olmayan bir olayı abartma, numara çekme

Şimşir                   : parlak yüzey

Şinik                       : 2,5 Ölçek  veya  1 tenekenin yarısı büyüklüğündeki ölçüm aracı (Yaklaşık 8 kg tahıl alır)

Şişe                      :lamba camı

Şişek (işek)            : Kuzusu olmayan koyun (Toklu’nun kısır kalmış hali)

Şişme                    : naz etme

Şişmek                  : Kubarmak, övünür gibi yapmak, (Ne şişiyon lan ! veya Şişmez ol ilaham ! şeklinde kullanılır),

Şirane                   :üzüm ezilen yer, taştan oyma

T.t

Tafra                    :Hava yapmak, hava atmak, böbürlenmek

Talaz                    : rüzgarın  etkisiyle yerden kalkan toz toprak

Tandır                  : ekmek yufka pişirme fırını

Taka                     :Duvara yapılmış (oyulmuş) kapaksız dolap

Tangayaz              : dışarıya açık durum, kapı

Tar                       : tahıl ürünü konan yer, kilerde köşeden bölme küçük yer

Tar                         : Kümeste tavukların, üzerine tünediği ağaçlar,

Tapan                  : tarlada kesekleri ezmeye kullanılan tarım aleti

Tapsıma              : Gıda maddesinin bozulmaya başlaması,bayatlaması, koku ve renginin değişmesi

Tat                       :dilsiz

Tatavacı               : İleri geri konuşan, Dedikodu yapan,

Tatlı                     :  Bal

Tavatır                :Güzel, iyi, uygun

Tebahat               :Huy, karakter, soy, sülale

Teke                     :erkek keçi

Tellal                   : haberleri bağırarak yayan kişi

Teliz                      :Seyrek dokunmuş kumaş torba (çuval)

Temek                  : Samanlığa saman atılan delik veya yüksek pencere                 

Teberrük               : hatıralık hediye,

Tepe                     :başın üstü

Terbiz                   : Nemli toprak

Terek                    :mutfak rafı

Ters                      :kurumuş hayvan gübresi

Terkine almak       : arkasına bindirmek

Testi                     :

Tevekkel              : Vurdum duymaz, ciddiye almaz

Tez                      : Çabuk daha hızlı, ivedi

Tezek                   :şekil verilmiş kurumuş hayvan gübresi

Tezgire                   : Küçük üzüm sepeti,

Tığ                       : 1-şiş, 2- :harmana samanın buğday ayrılmammış hali

Tıkma                  : kapatma

Tıknaz                  :orta boylu dolgun tip

Tınsırma              :hapşırma

Tırmık                 : çok parmaklı tarım aleti

Tıpa                     :akış olan kapların kapağı

Tıpa                     : Maytap

Tırıs                     :Atlarda koşma şekli (koşma ile yürüme arası)

Tırıl                     :İnce dokunmuş kaput, melefe

Tırsıma                : pörsüme, yapraklı bitkilerde su kaybı, buruşma

Tısdan Böcüğü     : Hamam böceği

Tilli  (telli)             : alıngan, çabuk küsen, sinirlenen

Tilba                   :bağlama ipi

Tintik                   :fiske

Tizmek                 : Bağ Çözülmek

Tokuç                   :çeşme başındaki taş üzerinde çamaşır veya yün yıkamada kullanılan tahtadan yapılmış döveç,

Toklu                   : Koyun adayı ( 2 yaşındaki kuzu),

Tokmalama           : ölesiye yeme içme

Tonga                  : ekin biçmede kullanılan tırpan ayak desteği, ayak pedi

Tokmak               :buğday dövme için özel yapılmış

Tot                      : köpeklerin boynuna takılan dikenli telli kasnak-tasma

Tosba                  : kaplumbağa

Tombak                :tombul

Toy                       :tecrübesiz, hayatı tanımamış

Trampe                :karşılıklı mal, ürün değişme, mübadele

Tuzsuz                 :lüzumsuz gereksiz anlamsız iş yapan, konuşan

Tuturuk                :saçı başı dağını

Tumma                 :su içine hava alamayacak kadar tamamen batma, batırma

Tunela                  :Yüksek ağaçların çıkılabileceği en son dalı

Tuluk                   :

Tulumba               : balon

Tutam                   :

Tütün                   :duman

Tütsü                     : duman çıkarma

Tünemek              : kümes hayvanlarının ağaç üstünde dinlenmesi

 

U.u

Ufra                      :ilave un……

Uğrun                   : gizli saklı

Uğunmak              : dönmek, sızlanmak

U’kuş                    :baykuş

Ulamak                 :birleştirmek, yamama

Uluk                     : çürük, çürümüş malzeme
Unnuk                    :Un yapmaya hazırlanan buğday

Urupla                  : Ölçeğin 1/4 boyutunda olan ölçüm aracı, İki avucun alabileceği ölçü miktarı

Urgan                   :

Urum                   :Yara, bere

Uşak                    : çocuk

Uylaşma               :Anlaşma, aynı fikirde olma

 

Ü.ü

Ütmek                   : oyunda kazanmak

Ütmek                  : tüylü bir şeyi ateşte yüzeysel yakmak

Ütülmek               : oyunda kaybetmek

Üskülü                 :Taze yeşil arpacık soğan

Üleş                      : odun, çalı çırpı, sap gibi hayvan üzerine atılabilen yük.

Üzellik                    :

Ü’relenme             :sarsma, sallanma, titreme

Ürperme               :Korku

Üstün körü           :ciddiye almadan yapılan iş, arama

Üleş                     : ip ile sarılarak bağlanan hayvan yükü

 

V.v

Vurvurabinmek     :kavga etmek

Vesayit                 : motorlu araç,

Vızzık                  : çocuk topacı

vızadak                 :hızlıca sessizce geçme

 

 

Y.y

Yaba                    : tarım aleti

Yadırgı                 :Yabancı hayvan

Yağız                   :Güçlü  genç

Yağlıca                :30-40 cm boyunda saplı ot gillerden

Yağlık                  : büyük mendi

Yağın                   : Sırt

Yağır                   :Hayvanlardaki yara, bere

Yalancı pehlivan    : iş yapmayan, elinden iş çıkmayan

Yalak                       : 1-Kedi-köpeğin içinde yemek yediği kap, 2- Tavukların içinden su içtiği çanak, 3- Taşlarda oluşmuş doğal oyuklar,

Yal                       : köpek yiyeceği

Yalaşık                 :bulaşık artığı

Yama                    :ek ilave,

Yamama               :birisini birisine yakıştırma

Yanaz (yagnaz)     :aksi, ters düşünen , hareket eden

Yangaba               : Kaba minder,

Yangılı                :Akraba bilen

Yanış                   :suda yaşayan böcek

Yaş                      :ıslak, sulu

Yasdı   (yassı)     :dik, sivri olmayan düz yer

Yardakçı              : yalakacı,

Yardağını gütme   :Başkasına arka çıkma

Yar                       :Uçurum

Yaren                   :arkadaş,

Yarenlik                :Şakalaşma

Yarma                  : aşurelik buğday

Yapık                    :yaşmak, baş örtüsü, yazma

Yapma                  :tezek

Yapağı                 : koyun yünü

Yapı                    : tarihi bina

Yapık                   : baş örtüsü, yaşmak

Yavan                   :tek , kuru, katıksız, ekmekten başka yiyeceğin olmaması

Yayma                 :hayvanları otlatma,

Yayma                 : Hasır

Yaygı                   : yere serilen örtü

Yavsı                    : Kene’ye benzer bir tür asalak (Genellikle koyunların koltuk altlarında yapışık olarak yaşarlar)

Yazı                     : kır,

Yil (Yel)              : rüzgâr

Yeşil baş               :büyük hayvan sineği

Yığın                   : ekin demedi

Yılma                   : Bıkma , bezme, usanma,yorulma

Yini                      :hafif, ağır olmayan, hoppa

Yiptap                  :Beklenmedik,ani durum

Yirik                     :açık aralık, ufak kesik açıklık

Yoluk                   : saçı başı dağınık

Yosma                  : Samanı istifleme,

Yuka                     :düz, hafif çökeklik yer, arazi

Yular                    : hayvanın başından geçirilerek oluşturulan bağlama ipi

Yuma                   : yıkama

Yumuş                  : istek, emir

Yuvak                   : köpek, kedi evi

Yuvarlama            : 3-4 m uzunluğunda kalın düz ağaç gövdesi

Yüklük                  :Yatak, yorgan depolanan yer

Yüksünme             :üşenme, alınma
Yüleme                 : Yontma

Yüzünaşağı           : meyilli arazi

Yüzünkuylu           : Yokuş aşağı,

Yüzsüz                 :utanmaz, arlanmaz,  iki yüzlü
 

   Z.z

Zaar                     : küçük köpek

Zaar                     : her halde, tahminen

Zahra                    : Zaire, Hasat sonu elde edilen tahıl,

Zamanın behli       :......'nun kıymetli olduğu geçmiş zaman

Zavar                    : Hayvan yemi yapmak için öğütülmüş tahıl,arpa kırması

Zabanan               : sabahleyin

Zembik                 : küçük sepet

Zemharı               : kışın soğuk ayı  ( mart)

Zelve                     :Kağnı veya öküz arabasında öküzlerin çıkıp kaçmalarını önlemek için boyunduruk üzerindeki deliklere dikine   yerleştirilen sopalar,

Zırılak                  : Mızıkçı

Zibil                     : çöp

Zibilgibi                :çok ve değerinden çok daha ucuz şeyler için kullanılır.

Zibillik                  :çöplük

Zifiri                    : çok koyu karanlık

Zikke                    : hayvanları arazide bağlamak için demir kazık

Zirze                    : dış kapı kilit düzeneği

Ziyanker               : Zarar veren,

Zorsunma               :Üşenme

 

www.darili.com

 

 

 

 

 

 

 

 

Web Tasarım: MURAT KAYA