Köyümüzde özellikle
insanlarımızın işlerinin daha az olduğu kış aylarında hikaye, fıkra, destan
gibi ders ve öğüt verici edebi konular büyükler tarafından anlatılır.
Büyüklerimizin anlattığı destanlarda oğuz türklerinin anlatım dili hakim
görülmektedir.
Kitabın
asıl adı "Kitab-ı Dede Korkut Ala Lisan-ı
Taife-i Oğuzan" dır. Anlamı Oğuzların Diliyle Dede Korkut Kitabı’dır. Kitap on
iki destansı hikaye ve bir mukaddimeden oluşmuştur.
Hikayeler
Kuzeydoğu Anadolu dolaylarındaki Müslüman Oğuzların hayatını anlatır. Fakat
destanlar İslamiyet öncesi dönemden de izler taşımaktadır. Bu yüzden
destanların oluşmasının daha erken evrelerde olduğu tahmin edilmektedir.
Kitapta, Salur Kazan ve Bayındır Han gibi kahramanların, mekanın ve zamanın
ortak oluşuyla ve her hikayede Dede Korkut’un ortaya çıkışıyla on iki hikaye
birbirine bağlanır. Bugün elimizdeki iki nüshanın Akkoyunlu Devleti’nin
çökmeye başladığı dönemlerde yazıya geçirildiği tahmin edilmektedir.
Nüshalardan biri tamdır ve Almanya Dresten Kitaplığı’nda bulunmaktadır. Altı
hikayenin bulunduğu eksik bir nüsha ise Vatikan’dadır.
Dede
korkut hikayelerinden beyrek burada alınmıştır
DİKKAT!
BU
YAZIYI SAĞLIKLI OKUYABİLMENİZ İÇİN ÖNCE AŞAĞIDAKİ YAZI ÇEŞİDİNİ YÜKLEMENİZ
GEREKİR.
Yazı çeşidini yükle
Felâhiye Ağzından Örnekler:
DEDE
KORKUT HİKÂYELERİNDEN BAMSI BEYREK
DESTÂNÎ HİKÂYESİNİN FELÂHİYE (KAYSERİ) VARYANTI
Yrd. Doç. Dr. Önder ÇAĞIRAN
Felâhiye
ilçesinin DARILI köyünde, İdris BULUT’tan
1983 yılında tarafımızca kasete alınarak tespit edilen Bâ Bôrek destânî
hikâyesi, bölgemizde sözlü gelenekte hâlen yaşamaktadır. Adı geçen şahıs,
hikâye anlatıcılığını meslek edinmiş bir kişidir; belki de bu mesleğin son
temsilcisidir.
Aşağıda,
Bamsı Beyrek’le Bâ Bôrek hikâyeleri şahıslar kadrosu, yer ve zaman, dil ve
anlatış, motif ve manzum kısım yönleriyle karşılaştırılmıştır.
1.
Şahıslar Kadrosu:
Bamsı Beyrek
– Bâ Bôrek; Han Bayındır – Pâdişâh; Dedem Korkut – Derviş; Banı Çiçek –
Akkavak Kızı; Boz Aygır – Dengiboz; bezirgânlar – bezirgânlar ve Keloğlan;
kâfir bigi – kâfir kıralı; Yalançı oğlı Yaltaçuk – Kelleci oğlu Kel Vezir;
Otuz tokuz yiğit – Otuz dokuz yiğit.
2. Yer
ve Zaman:
Bu destânî hikâyelerin, İslâmiyet’in
Türkler tarafından kabul edildiği ilk yıllarda teşekkül etmiş olması
muhtemeldir. İslâmî unsurlar görülmekle birlikte, eski geleneklerin varlığını
sürdürmesi, bu kanaati kuvvetlendirmektedir. Dervişlik, duâ etme gibi ortak
İslâmî motifler mevcuttur.
Yer, Oğuz illeridir. Oğuz illerinin
coğrafyası, bugünkü Doğu Anadolu bölgesinin bir kısmı ve Âzerbaycan toprakları
olabilir. Bamsı Beyrek’te İstanbul ve Boyvat kalesi gibi yer isimleri geçer.
Ancak, buralar henüz yabancıların elindedir. Bamsı Beyrek, Bayburt
kalesindeki kâfir bigi tarafından esir edilir. Bâ Bôrek’te ise husûsî yer
isimleri olarak Oğuz illerinin yanısıra, Halep geçmektedir.
3. Dil ve Anlatış:
Bâ Bôrek
hikâyesinin dili, sözlü gelenekte anlatıla anlatıla aslî şeklini kaybetmiştir.
Fakat, anlatılıştaki aynı canlılık hâlen muhâfaza edilmektedir. Kısa cümleler,
tekrirli ve secili ifâdeler, manzum kısımlar her iki metinde de mevcuttur.
Bamsı Beyrek, öbür Dede Korkut hikâyeleri gibi, Eski Anadolu Türkçesi’ne
mensuptur.
4.
Hikâyelerin Motifleri
a)
Bamsı Beyrek hikâyesi:
1. Bayındır
Han’ın erkek evlâdı olmaz.
2. Dileği
kabul edilir ve Allah tarafından kendisine
erkek evlât verilir.
3. Dede
Korkut gelerek adını Bamsı Beyrek koyar.
4. Beyrek
büyür; binicilik, okçuluk ve güreşte yendiği Banı Çiçek’le evlenmek üzere
düğün yapar.
5. Ancak,
düğün bitmeden Beyrek kâfir kıralına esir olur.
6. On altı yıl sonra serbest kalır,
memleketine gelir. Nişanlısının başkasıyla evlenmesine mâni olur.
7.
Bayburt kalesindeki otuz dokuz yiğidi kurtarır.
8.
Banı Çiçek’le evlenir ve mesut olur.
b) Bâ Bôrek hikâyesi:
1.
Pâdişâhın hiç oğlu olmaz.
2.
Derviş’in duâsı üzerine bir erkek çocuğu dünyâya gelir.
3.
Derviş gelerek adını Bâ Bôrek koyar.
4.
Bâ Bôrek yurdundan ayrılır ve karşılaştığı Akkavak Kızı’nı güreşte yenerek onu
kendine eş olarak alır.
5.
Memleketine geldiğinde, düğün yapamadan düşman kıralına esir olur.
6.
Yedi sene sonra serbest kalır ve memleketine döner, Akkavak Kızı’nın
başkasıyla evlenmesine mâni olur.
7.
Kâfir kıralının elindeki otuz dokuz esiri kurtarır. Dedesinin kılıcını geri
alır.
8.
Akkavak Kızı ve kâfir kıralının kızıyla düğün yaparak evlenir.
5. Manzum Kısımlar:
Bamsı Beyrek’te, Bayburt kalesinin önünden geçen kervancılara, beyrek anasını,
babasını, kardeşlerini ve nişanlısını sorar:
“Ulaş
oàlı
äalur Qazanı
ãorar olsam
ãaà
mı aràış
Qıyam Selçuq oàlı
Delü Tundarı
ãorar olsam
ãaà
mı aràış
Qara Göne oàlı
Qara Budaàı
ãorar olsam
ãaà
mı aràış
Aà
saqallu babamı, aà
pürçekli anamı
ãorar olsam
ãaà
mı aràış
Benüm yidi qız qarundaşum
ãorar olsam
ãaà
mı aràış
/ Göz açuban gördügüm
Köñül ile sevdügüm / Pay Piçen qızı Banı Çiçek ivde mi aràış
Yoxsa
kimseye vardı mı aràış
/ Digil maña / Qara başum qurban olsun aràış
saña.”
Bezirgânlar, Beyrek’e gerekli cevabı yine manzum olarak verirler.
Aynı
şekilde, Bâ Bôrek hikâyesinde de, Bôrek, esir tutulduğu kalenin önünden geçen
kervancılara sorar:
“Oğuz
illerinden çekip gelirsin / Anamdan babamdan kimi bilirsin
Á:leniñ de
óaber vériñ emmiler. /
...............
Aq~àavax
áızı da var Dengiboz’um / Ordan
da bir
óaber vériñ emmiler.”
Bâ
Bôrek’e cevabı karşılıklı olarak, manzum bir biçimde verilir. Burada,
bezirgânlar içine Keloğlan da dâhil edilir. Cevapları Keloğlan verir.
At,
mühim bir destan motifi olarak, bu hikâyelerde de karşımıza çıkar. Bamsı
Beyrek, atı Boz Aygır’ı şu manzum sözlerle över:
“Açuq
açuq meydana beñzer senüñ alınçuàuñ
/ İki şeb çıraàa
beñzer senüñ gözçügezüñ
İbrişime beñzer senüñ yiliçügüñ / İki qoşa qardaşa beñzer senüñ qulaçuàuñ
Eri muradına yetürür senüñ arxaçuàuñ
/ At dimezem saña qartaş direm qartaşumdan yig
Başuma iş geldi yoldaş direm yoldaşumdan yig.”
Bâ
Bôrek de, uzakta olan atını çağırırken, onu şu manzum sözlerle över:
“Gózel
ördek gibi góllerdeyseñ / Telli turna gibi çöllerdeyseñ
Yetiş
Dengiboz’um, ya:r elden gitdi. / ...............
Góreydim
Dengiboz’uñ yüzünü / Öpseydin dırna:nı, gózünü
Yetiş
Dengiboz’um, ya:r elden gitdi.”
BÁ: BÓ:REK
Vaxtiñ
billi:nde bir pa:dişa:h varmış. Pa:dişa:ñ o:lu uşa: olmazmış. Bir gún o
seraydan geliyor, düşünüyor. Düşünürkene
àarısı diyor
ki:
-Ne düşünüyoñ
herif? –diyor.
-Ne
düşünmeyim avrat –diyor-. Benim de bir o:lum yoq ki, hić
dá:lse benim yérimi dutsa. Oña düşünüyom –diyor.
áadın diyor
ki:
-Azan bela:sını,
arayan Mevla:’sını... diller herif –diyor-. Ara –diyor- ya bela:ñı buluñ, ya
Mevla:’ñı –diyor.
Eh, zaba:nan oluyor,
la:lesine diyor ki:
-Óazılla
o:lum atları da, şu yanna bir seyyaó
gezelim –diyor.
La:lesi atları
óazıllıyor.
Bunnar biniyollar, gidiyollar la:leynen bera:ber. Pa:dişa:h urbasını
dá:şiyollar, gidiyollar. Neyse bir ma:fir gitdikden so:na bir suyuñ başına
varıyollar.
-O:lum la:le, vaxıt
geldi, ben bir şurda namaz
àılıym, sen
şu atlarımızı yay baxalım –diyor.
Pa:dişa:h orda
apdes alıyor, namaz
àılıyor.
Namazdan fari: oluyor, sa:na soluna sela:m vériyor ki, baxıyor ki, bir derviş
baba geliyor. Geliyor, do:rudan do:ruya:
-Sela:mün ‘aleyküm
pa:dişa:m –diyor.
-Derviş Baba, benim
pa:dişa:h oldu:mu bildiñ, derdimi de biliñ ö:leyse sen –diyor.
-Pa:dişa:m, seniñ
derdiñ, o:luñ yox, seniñ derdiñ o –diyor.
Çıxardıyor
àoynundan
bir elma, diyor ki:
-Pa:dişa:m, şu
elmayı al,
àabu:nu soy,
fila:nca
àısra:ñ
óñüne dók, üstüne de, kúheylanı atıñ üstüne sür –diyor-. Elmanıñ da –iki
şax ét- yarısını sen yé, yarısını da
àarıña yédir.
O
àarıñdan bir
o:lan olur, ben gelene
àader
o:lanıñ da, atıñ da adı
àonmayacax –diyor.
Pa:dişa:h géne
“buña bir baóşiş
vériym” diyor amma baxıyor ki, şéy
àayb~olmuş,
derviş baba
àayb~olmuş.
O gidiyor, pa:dişa:h diyor la:lesine:
-Getir o:lum atları
–diyor.
Atları
getiriyollar, biniyollar, géri geliyollar.
-Herif, niye
geldiñ? –diyor.
-N’ó:rek avrat,
geldik –diyor.
Axşam oluyor.
Ondan so:na hincik pa:dişa:h şéyiñ dédi: gibi, derviş babanıñ dédi: gibi
pa:dişa:h gózel, elmayı soyuyor, atıñ óñüne,
àısra:ñ
óñüne dóküyor. Öteki atı, érkek atı üstüne sürüyor. At oña aşıyor. Bu da ondan
so:na elmanıñ yarısını gendi yiyor, yarısını da avradına yédiriyor. Gendi de
şeriat evine varınca bunnardan da ayı, gúnü geliyor, atdan bir
tay do:yor, avratdan da bir o:lan oluyor. O:lan mektebe gidip geliyor, böyüyor
'ya adı yox. Atsız gider gelirmiş. Bir gún çocuxlar aşıx oynuyollarmış.
Çocuxlarıñ aşı:nı alıp
àaçıyor.
-Ulan adı yox,
aşı:mızı bırax di: arxasından ça:rıyor.
Çocu:ñ zoruna
gidiyor. Çocux dutuyor, aşıxları atıyor. Geliyor anasına, a:layarax.
-Ne o o:lum,
niye a:lıyoñ? –diyor.
-Ana, baña
“atsız” di: ça:rıyollar. Benim adımı
àoyuñ –diyor.
Ö:le déyince
diyor ki:
-Hadi o:lum, var
babayıñ elini öp. “O:lum ne?” dérse, “baba, benim adımı
àoyuñ,
baña “atsız” di: ça:rıyollar” dé –diyor.
Varıyor, do:rudan do:ruya babasınıñ elini öpüyor.
-Ne
o:lum? –diyor.
-N’o:lacax
baba, baña “atsız” di: ça:rıyollar. Benim adımı
àoyuñ –diyor.
-İyi
o:lum, hadi anneñe sö:le, bir yémek górsüñ, seniñ adıñı
àoyax –diyor.
Annesi
bir yémek górüyor. Axşam oluyor, vezirini vüzera:sını topluyor bu, yémá:
yiyollar, géri çekiliyollar.
-Déyiñ
baxalım. Şehza:deniñ adı ne olacax?
Dérkene birden taq
àapı çalınıyor, derviş
giriyor. Onnar bilmiyollar amma, pa:dişa:h biliyor derviş oldu:nu.
-Buyur
Derviş Baba –diyor.
-Ne o
pa:dişa:m, birikintiñ mi var, ney? –diyor.
-Hı,
biz de şehza:deniñ adını
àoyaca:dıx –diyor.
-Ha,
onuñ adı Bá: Bó:rek, hadiñ tavlaya inelim –diyor.
Tavlaya iniyollar. Şimci atıñ, tayıñ sırtına elini
àoyuyor, şö:le diyor:
-Seniñ
adıñ Dengiboz.
áo:du:ña yet,
àaćdı:ñdan
àurtul. Seni saña, seni
Allah’a, sa:hibiyiñ ema:neti ipdi Allah’a, so:na saña –diyor.
Géne
derviş
àayb~oluyor.
Pa:dişa:h “bir
óaćlıx
vériym” diyor 'ya, derviş géne
àayb~oluyor,
gidiyor. Bu pa:dişa:h da iki evliymiş. O:lan analı:nıñ elinden ekmá: yérmiş
temelli. Analı: da bir yahu:diyi severmiş. Yahu:diyi severmiş, bu o:lanıñ adı
àonulunca yahu:di gelmez
olmuş.
áorxmuş o:landan ya:ni. Bir
gún iki gún dérken bir gún gelmiş arada yahu:di. Gelince
àadın démiş ki:
-Yav,
gelece:señ temelli gel, gelmeyece:señ gelme –déyince:
-Saña
ben bi~şéy déyim mi, bu o:lanıñ adı
àonalı ben bu o:landan
àorxuyom. Onuñ uçun gelmiyom
–démiş.
-Bunuñ
àolayı ne? –démiş.
-áolayı,
sen bu o:lanı öldürürseñ, ben gelirim –démiş.
-Peki:
–démiş.
Ondan
so:na:
-Bu
yémá: kimiñ elinden yér? –démiş.
-Benim
elimden yér.
-Bu
işde
àolay. Yémá:ne bir ağu at,
ondan so:na gendi başına ölür. Ondan so:na ben temelli gelirim –démiş.
-İyi –démiş.
O:lan
mektebe gidiyor. Bu
àadın
àalxıyor, bir yémek yapıyor.
Üstüne de ağuyu
àatıyor.
Óazır édiyor. O:lan temelli
mektepden gelirkene atıñ yanına gelir, u:rar~ımış. Bir tayıñ yanına
gelir~imiş. Bisa:r gelmiş baxmış ki at a:lıyor.
-Ne
a:lıyoñ atım –diyor.
-Ne
a:lamayayım, analı:ñ şinci bir yahu:di severdi, şinciye
àader
àorxuyordu, gelemiyordu, şinci
geldi. Hinci seni öldürecekler. Yémá:ñi ağuladı, ben de onuñ uçun a:lıyom. Sen
ölecá:ñ di: a:lıyom –diyor.
-N’ó:rüym
'ya?
-N’ó:rece:ñ,
bó:rüñden bir~şéye yédirmedikden so:na gendiñ de yéme –diyor.
O:lan
geliyor amma,
àadın yarı yolda o:lanı
àarşılıyor:
-Bo:,
àurban oldu:m,
àadasını
aldı:m, nérde
àaldıñ, yémá:ñ
araya gitdi. Gel 'ha gel! –diyor.
O:lan geliyor,
yémá:ñ başına oturuyor. Sa:na soluna baxınmaya başlıyor. Baxıyor ki, kedi
yanından geçiyor. Kediye bir soxum vériyor, kedi orada
àıvrılıp
àalıyor.
-Analı:m, iyi
kesgin yémá:ñ varmış –diyor.
Oradan o:lan
àalxıp
gidiyor. O gún gidiyor, yahu:di geliyor.
-N’ó:rdüñ? –diyor.
-N’ó:recá:m,
o:lan kediye bir soxum vérdi, kedi ölünce “analı:m, iyi kesgin yémá:ñ varmış”
dédi, bıraxdı, gitdi. N’ó:rüym 'ya? –diyor.
-N’ó:recá:ñ,
sen git terziye, adam~axıllı bir urba kesdir, yaxasını da ondan so:na
tümden zehire batıtdır. Zehiri giydi miydi, zehir içeriye vurur, öldürür –diyor.
-İyi –diyor.
Şinci
àadın
gidiyor, bir urba kesdiriyor, dikdiriyor. Yaxasını tümden zehire batırıyor.
Batırıp getirip şuraya asıyor. Hinci o:lan géne geliyor, atıñ yanına varıyor
ki, at géne a:lıyor.
-Géne niye
a:lıyoñ atım? –diyor.
-Analı:ñ
seniñ uçun bir urba kesdirdi, yaxasını da tüm zehire batırdı. Onu sen giyecá:ñ,
so:na ölecá:ñ. Ben de oña a:lıyom –diyor.
-N’ó:rüym 'ya?
–diyor.
-N’ó:recá:ñ, bó:rüñden
bir~şéye giydirmedikden so:na giyme –diyor.
-Oldu –diyor.
Géne analı:
àarşılıyor:
-Gel 'ha gel,
àurban
oldu:m, gel 'ha gel!
Neyse, yémá:
yédikden so:na:
-O:lum, saña bir
urba kesdirdim. Şuña bax, góz górmemiş –diyor.
-Getir analı:m,
-diyor- şu ca:riyeye bir giydirelim, ondan so:na ben baxıym. Ondan so:na iyi
yaxışıyorsa ben de giyerim –diyor.
-O:lum, étme gitme.
Sen ca:riyeye gendiñi mi ölçüyoñ? –dédiyse de, çarnaçar ca:riyeye
giydiriyollar. Hincicik ca:riye urbayı giyer giymez ca:riye de ölüyor. Ölüyor,
neyse bu:
-Analı:m, iyi de
kesgin urbañ varmış –diyor. Bıraxıp gidiyor. Şincicik yahu:di diyor ki:
-N’o:ldu?
-N’o:lacax, bö:le
oldu, bö:le oldu –diyor.
-Bunuñ nesi var? –diyor.
“Nesi var” déyince
diyor ki:
-Gendiynen olan bir
atı var, başàa
bir~şéyi yox –diyor.
-Hah, o at, kúheylan
sö:lüyor bunu –diyor.
-N’ó:rüym 'ya?
–diyor.
-N’ó:recá:ñ,
sen
óastalan,
ben de kúheylan ciğeri buyururum. Başàa
kúheylan bulamazlar, onu keseller. Sen kúheylanıñ ciğerini yéñ,
daha gózelleşiñ. O:lanıñ ondan so:na ölümü
àolay –diyor.
-Olur –diyor.
Şimdicik bu
ka:fir avrat yatıyor:
-Aman ölüyom
àalıyom,
ölüyom
àalıyom!
N’a:der
pa:dişa:ñ
àolunuñ
altında, n’a:der
àolunuñ
altında şéy varsa, toxdur varsa, hepsini getitdiriyor; derdine hić~bir
ça:re yox. Bu ka:fir eline bir şéy almış, çente almış:
-Óasta
baxıcıyım, ben şö:le baxarım
óastaya, bö:le baxarım –diyerek
giderkene pa:dişa:h peceyi dó:yor:
-Gel hele, gel hele. Gel, şurda bizim bir
óasta var, bax –diyor.
Baxıyor,
o yana baxıyor, bu yana baxıyor, diyor ki:
-Pa:dişa:m, bunuñ derdi müşgül. Bulunmaz bir dert –diyor.
-Ney? –déyince:
-Bunuñ derdi kúheylan ciğerinden iyi olur. Yoxsa bu
àadın ölüyor –diyor.
-Déme.
-Dédim gitdi.
-İyi.
Hinci pa:dişa:ñ
àolunuñ altında ne
àader kóy varsa,
melmeket var~ısa, hepsini geziyollar, kúheylan bulamıyollar.
Neyse, gidiyor, hıntı kesiliyor pa:dişa:ñ. O:lan da mektepden o arada geliyor.
Ça:tdırıyor o:lanı. Amma o:lan geliyor 'a, o:lan atıñ yanına u:ruyor gelerkene.
U:rayınca at géne a:lıyor.
-Atım géne ne a:lıyoñ? –diyor.
-Analı:ñ yalandan
óastalandı, ga:vur oña
kúheylan ciğeri buyurdu –diyor-. Oña şimdi senden o kúheylan
ciğerini senden babañ beni isteyecek. Saxın “vérmem” déme, dé ki: “Baba, bir
at sürü:nü ben analı:mdan mı esirgiyom?” dé, onnar cellada emr~éder.
Cellatlar beni cellatlar meydanına gótürene
àader sen bir e:r, ondan
há:beye de biraz para al –diyor-. Acele gel, cellat meydanına yetiş, yoxsa ben
ölürsem seniñ ölümüñ
àolay. Gel cellat meydanına,
cellatlara dé ki: “Çekiliñ géri! Dengiboz, Dengiboz olalı, ben de Bá: Bó:rek
olalı bir üstüne binmedim, muradımı almadım. Bir deneyim de, ondan so:na
muradımı alayım” dé. Onnar gériye çekililler. Çekildi:nde sen gózel
e:rimi vur, sıxıla iyice adam~axıllı. Cellat meydanında dolanırken
aya:mıñ altından ateş “far far” çaxmaya başlar. O zaman sen gózüñü yum,
yalımdan sıxıca yapış. Ben seni de
àurtarırım, gendim de
àurtulurum –diyor.
-Oldu –diyor.
Hincik babası varınca, mektepden varınca ça:tdırıyor o:lanı. Diyor ki:
-O:lum, yavrum, Bá: Bó:re:’m, analı:ña kúheylan ciğeri buyurdular o:lum.
Ben saña daha iyisini alırım. Gel, şu kúheylanı kesek de analı:ñ iyi
ossuñ –diyor.
-Bo:,
baba –diyor-, ben bir at sürü:nü analı:mdan mı esirgiyom, hadi, cellatlara emr~ét
de gótürsüñler, kessiñler –diyor.
Hinci cellatlar onu cellat meydanına gótürüyollar. O:lan
àalxıyor, gidiyor. Atıñ dédi:
gibi o:lan bir e:r, bir gem, bir de há:be alıyor. İçine de àzıcıx altın
àoyuyor. Ordan varıyor ki,
cellatlar da
àa:ri yatıraca:mış.
-Çekiliñ ulan gériye. Dengiboz, Dengiboz olalı, ben de Bá: Bó:rek olalı, hić
binip de bir muradımı alamadım. Şu cellat meydanında bir
àıvranıym –diyor.
Şinci bunnar gériye çekiliyollar. Bu adam adam~axıllı, e:rini
vuruyor, gemini vuruyor. İyice üstüne terkiyi ba:lıyor, üstüne biniyor. Şinci
cellatlar kóşelere dikiliyollar.
-Hinci bunu alır
àaçar bu at –diyollar-.
Ortalayax, gider~iken kemendinen dutax bunu.
Diyollar amma, şinci bu
àıvranırken
àıvranırken baxmış ki o:lan,
gózü altın gibi
àızarıyor. Aya:nıñ altından
ateş “far far” çaxmaya başlayınca gózünü yumuyor, atıñ saçından sıxıca
yapışıyor.
-Bire salma! –diyollar amma, pır:, uçup gidiyor. Hadi baxalım.
O:lan gózünü açıyor ki, bir ormandan gidiyor.
Amma ne gók górünüyor,
ne de yér górünüyor. Etrafı orman neyse.
-Ulan
Dengiboz, ben bir yér bilmem. Ben yédi yaşında, sekiz on yaşında bir çocu:m.
Ben bir yér bilmem. Sen néreye misa:fir olursañ, ben de oraya olurum –diyor.
-İyi.
Dengiboz sür
baxalım 'git, as baxalım 'git,
áayseri gibi
bir vila:yete varıyor amma, ne xana baxıyor, ne de ondan so:na bir yére
baxıyor. Do:ru varıyor bir
àoca~àarınıñ
àapısına,
àafasını
dayıyor.
-Ulan
Dengiboz, sen bu
àapıya ne
oluñ, ne de bura beni misa:fir éder.
Dengiboz’sa,
i:neniñ
yurdundan geçer.
Ondan so:na içeriye
e:liyor:
-Ana:rı,
misa:fir olur mu? –diyor.
-Yavrum,
óanı
àayfeyi górmüyoñ
mu? Ben seni
nérde misa:fir édiym?
Çıxardıyor,
oña bir avuç altın vériyor.
-Bo:,
àurban oldu:m,
atıña da yérim var, saña da yérim var. Gel ha gel –diyor.
O:lannan
hincik oturuyollar. Atı çekiyollar. Biraz muóabbet
olduxdan so:na vaxıt yaxınnaşıyor, axşam yaxınnaşıyor.
-Ana:rı, şu
atımı sulayım da, ondan so:na
àonuşalım –diyor.
O:lan atı
alıyor, çeşmeye gidiyor. Çeşmede bir
àoca~àarı
su dolduruyormuş. At néreye yıxılıyorsa, at çifteliyor.
áoca~àarınıñ
destilerinden ikisini de
àırıyor.
áırılınca:
-O:lum,
Allah’dan dile:m, Aq~àavax
áızı’nıñ
óışmından
gidesiñ. Bi~şéycik démem –diyor.
O:lan ondan
atı suluyor, geliyor diyor ki:
-Ana:rı, Aq~àavax
áızı’na baña
dúñür gidece:ñ –diyor.
-O:lum, Aq~àavax
áızı
kelleden kóşk yapdırdı. Gó:deden de seray yapdırdı. O kiminen
gúleşse, kellesini gúleş meydanında keser. Ondan so:na da getirir, gó:desiynen
de seray yapdırır –diyor.
-Her
àaça mal
olursa ossuñ, oña, baña dúñür gidece:ñ –diyor.
-İyi, zabax ossuñ
da gidiym o:lum –diyor.
Ondan so:na
yatıyollar. Zaba:nan
àalxıyor
àoca~àarı.
Do:ru Aq~àavax
áızı’nıñ
àona:nıñ
óñüne gidiyor. Onuñ bir dúñür daşı var~ımış. Dúñür daşına oturuyor.
Aq~àavax
áızı zaba:nan
uyanıyor. Baxıyor ki bir
àoca~àarı
düşünür dúñür daşınıñ üstünde. Diyor ki ca:riyelerine:
-Şu
àoca~àarınıñ
her~óa:l
ölecek bir o:lu var, gidiñ baxalım, ça:rıñ gessiñ –diyor.
Gidiyollar 'a ca:riyeler.
-Gel ana:rı, Aq~àavax
áızı seni
istiyor –diyollar.
Varıyor, ça:rtıyor
içeriye.
-Ana:rı, derdiñ ney?
–diyor.
-N’o:lacax
àızım, bir
o:lum var, Allah’ıñ emriynen saña dúñür geldim –diyor.
-İyi ana:rı, zaba:nan
o:luñnan bir ava gidelim. Avdan geldikden so:na gúleş meydanında o:luñ
beni yıxarsa, o:luña varırım. E:r o:luñ beni yıxamassa kellesini keserim.
-N’ó:rüym, keserseñ
kes –diyor.
-İyi –diyor.
Ondan so:na
àoca~àarı
geliyor.
-O:lum, Aq~àavax
áızı’nıñ
gó:nü oldu. Zaba:nan ava gideceksin –diyor.
O:lan atıñ
yanına varıyor, at diyor ki:
-Yiğidim, şimdi
Aq~àavax
áızı’ynan
ava gidece:ñde şehirden dışarıya çıxınca, orda bir
àuş górür
Aq~àavax
áızı.
“Sen yiğidim, şu
àuşu górdüñ.
At şuña bir ox at” dér –diyor-. Sen atma, gendi atsıñ. O onuñ nasibi, o onu
atar vurur. Ondan so:na diğer yol ikiye ayrılır giderek. Seni sola gónderir,
gendi sa: gider. Onnar ileriye vardı mıydı, orda sur dúdü: var. Sur dúdü:nü
çaldı mıydı, o melmeketde
àuş bi~şéy
àalmaz,
çekilir gider. Sen duymañ sur dúdü:nü, ben duyarım. O zaman ben geme
basarım şö:le. Geme basdı:mda sen gózüñü yum, saçımdan sıxıca yapış.
Seni ben bir avlı yére iletirim. Orda üć
ta:ne av vuracaxsın. Géri gelince Aq~àavax
áızı
senden isterse saxın vérme 'ha, “seniñ nasibiñ, avıñ bir~imiş,
benim de nasibim üç~ümüş” dé, avıñı da vérme –diyor. O:lana tembih
édiyor.
Neyse, zabax
oluyor. Zaba:nan biniyollar, çıxıyollar ki Aq~àavax
áızı yola
çıxmış, o:lanı bekliyor. Varıyor ondan so:na, biniyollar bunnar, ileriye
varınca, şehirden dışarıya çıxınca orda bir
àúş górüyor.
-Yiğidim, şu
àuşa at
baxalım bir ta:ne ox –diyor.
-Yox, onu sen
górdüñ, o seniñ nasibiñ, sen at –diyor.
Aq~àavax
áızı
atıyor o oxu. Ondan o
àuşu
vuruyor. Alıyor, terkisine ba:lıyor. İleriye varınca yol ikiye ayrılıyor. Sa:
gendi gidiyor, sola da o:lanı yolluyor. Diyor ki:
-İlkindin olaca:
sıralarda burda birleşece:k. Hadi,
óanàımız
evel gessek burda bekliyek –diyor.
-Oldu –diyor
o:lan.
Haydi ordan
ayrılıyollar. Ayırd~olunca, ileriye do:ru varırkene at geme basmaya
başlıyor. Basınca –óanı
'ya, tenbih étdi o:lana 'ya- o:lan biliyor. Hemen atıñ saçından sıxıca
yapışıyor. Gózünü yumuyor, gózünü açıyor baxıyor ki, bir gólüñ
başına varmış amma, ördek
àaznan
birbirine
àarışmış,
yayılıyollar. Atıyor, ondan üć
ta:ne av vuruyor. Ordan ata biniyor, terkisine ba:lıyor. Geliyor ki, daha Aq~àavax
áızı
gelmemiş. Bekliyor ondan so:na yolda. Aq~àavax
áızı
geliyor, baxıyor ki, o:lanıñ terkisinde üć
ta:ne av var. Diyor ki:
-Yiğidim, birini
de baña vér, avıñ da çift ossuñ –diyor.
-Yox, seniñ
nasibiñ bir~imiş, benim de nasibim üç~ümüş. Ben avımı
vérmem –diyor.
Neyse,
geliyollar, zabax oluyor.
Ondan so:na dellal
dellala yürüyor.
-Haydiñ! Aq~àavax
áızı
fila:nca
àarınıñ
o:luynan gúleşecekmiş. Gúleş meydanında –di:.
Herkes gúleş
meydanına çekilip gidiyor. Bu o:lan da atıñ yanına varmadan do:rudan do:ruya
o:lan da gidiyor. Varıyor neyse, gúleş meydanında herkes
óalxa olmuş,
oturuyollar. Ondan so:na bu o:lan da varıyor. Ondan so:na bir de baxıyor ki,
Aq~àavax
áızı yanında
üć
beş ta:ne ca:riyeniñ içinde geliyor. Esba:bını soyunuyor, ondan so:na
kisbesini giyiyor, meydana çıxıyor.
-Haydi benim
óasmım kim~ise
gessiñ –diyor.
O:lan da soyunuyor,
o:lan da çıxıyor. Çıxıyor, bir iki el dutduxdan so:na o:lanı kótülüyor.
Kótüleyince:
-Ahali, duruñ! Hiç
yériñizden
àıpramayıñ!
Ben anamnan helallaşmadım. Gidiym, anamınan helallaşıym, geliym –diyor.
O:lan varıyor, atıñ
yanına. Şinci baxalım ata ne diyecek:
-Dirildiler,
dirildiler de geldiler / Aq~àavax
áızı’na óğüt
vérdiler.
Kimden kime nasib~olur
dédiler /
áaçalım mı,
duralım mı, atım ne dérsiñ?
(Son iki mısrâ’ı
nakarat.)
Aldı baxalım at, ne
diyecek:
-Gózel
keklik gibi,
àoć
gibi toxuşu, / Dut memelerinden, saçından yapışı
Gáhirlenme,
meydan bizim Bá: Bó:rek.
(Son iki mısrâ’ı
nakarat.)
O:lan lafı atdan
duyunca dönüyor geliyor şinci meydana. İki el dutuyollar, üçüncü elde o:lan
bir elini saćlarından
dutuyor
àızıñ, bir
elini de gó:sünden, memelerinden dutuyor,
àaldırıyor,
yére vuruyor. Gó:sünüñ üstüne oturuyor.
-áalx
yiğidim, bundan so:na sen benimsiñ, ben de seniñim –diyor.
Ordan
àalxıyor
o:lan. O:lanıñ
àolundan
dutuyor, daxıyor, do:rudan do:ruya seraya alıp gidiyor. Orda çox duruyollar,
az duruyollar. Bir gúnnerden bir gún o:lan düşünmeye başlıyor.
Düşünürkene Aq~àavax
áızı diyor
ki:
-Ne düşünüyoñ
yiğidim? –diyor.
-E:, Aq~àavax
áızı, ben de
bir pa:dişa:h evla:dıydım. Buraya geldim. Şinci burda beni kimseler bilmiyor
–diyor.
-O: yiğidim, sen
pa:dişa:h evla:dıysañ, niye burda duruyox 'ya? Er nérdeyse avrat orda. Buyur
gidelim.
Yúkde yeñli, bahada
a:r ordan yúklediyollar. Hinci çekiyollar melmekete, Bá: Bó:re:’ñ melmeketine.
Ordan yaxınnaşmışlar, şö:le işde beş on metre, neyse. Bir sa:t iki sa:tlik yol
àalınca
o:lan ordan bir müjdeci gónderiyor babasına ki:
-Bá: Bó:rek geliyor.
Gidiñ babamı müjdeleyiñ. Size bir dünyalıx vérir. –Babası pa:dişa:h 'ya-.
Ondan so:na oraya
müjdeci gelince ga:vur avrat géne oraya çıxıyor, hinci
àona:ñ óñüne.
Bunnar da o:lannan
àız da
geliyor. Gelince diyor ki:
-Hah, bö:le
Óalep
àızlarıynan
sen gez, dedeyiñ
àılıcı da
àıralda
yesir ossuñ –diyor.
O:lan bu lafı
duyuyor. Aq~àavax
áızı’nı
àona:
indiriyor. Ordan çıxıyor a:m, etraf kóylere çıxıyor. Eli dutar ordan
otuz~doxuz gişi topluyor. Bir de gendi oluyor,
àırx gişi.
-Arxadaş,
àıralı
basaca:z. İşde şö:le asaca:z, bö:le kesece:z.
-Oldu –diyollar.
Otuz~doxuz
gişi oluyollar.
Bir de bu,
àırx gişi.
Bunnar
àıralı
basmaya gidiyollar 'a. Biraz gidiyollar, çox gidiyollar, atıñ üstünde bunnar
yoruluyollar.
-A'dam –diyollar.
Bir çayıllı yér var~ımış,
iniyollar çayıra, diyollar ki:
-Ulan, burdan daha
iyi mi yér bulaca:z? Şu çayırda atlar yayıssıñ, biz de iyice bir dinnenelim,
ondan so:na
àalxalım,
àırala basàın
vérelim –diyollar.
áırala da
yaxınnaşmışlar
àa:ri. Ora
da, o çayıllıx da
àıralıñ
àorusuymuş.
Bunnar orda yata~dursuñnar. Bunnar evvela: başdan diyollar ki:
-Uyuyalım mı,
ımırdanalım mı?
Uyullarsa bir
óaftadan
uyanıllarmış, ımırdanıllarsa üć
gúnden uyanıllarmış.
-A'dam –diyollar-.
Buradan irahat yér mi bulaca:z, uyuyalım –diyollar-. Atlar da iyice dinnensiñ
–diyollar.
'A uyuyollar bunnar,
zabax oluyor.
áıral
baxıyor ki,
àoruda at
yayılıyor. Eskállarına diyor ki:
-Gidiñ baxalım, şu
atlar neci? –diyor.
Varıyollar ki,
àırx gişi
yatıyor,
àırx at
yayılıyor. Hinci otuz~doxuz ta:nesini alıyollar, atlara sarıyollar.
O
àırxıncı, Bá:
Bó:re:’ñ atı, üstüne geriliyor Dengiboz. Ne vériyor, óñüne geleni
àapıyor,
arxasına geleni depiyor, vérmiyor. Otuz~doxuz gişiyi alıyollar,
getiriyollar
àırala.
Diyollar ki:
-áıralım,
işde orda bir at
àaldı, bir
adamınan. Yanına yaxlaşdırmıyor. Arxasına geleni depiyor, óñüne geleni
àapıyor,
yanına yaxlaşdırmıyor.
-Başları o, o kúheylan.
Siz oña bir iki
àurşun
atarsañız, o
àaçar gider.
Sırf adamı alıñ geliñ –diyor.
'Atıñ yanına
yaxlaşırken bunuñ sa:na soluna bir iki
àurşun
atıyollar. Varıyor:
-Allah’a ısmalladıx
Bá: Bó:rek, ben gidiyom –diyor.
Ordan çekiyor, at
àaçıp
gidiyor. Ordan Bá: Bó:re: alıp gidiyollar. Zindana
àorkene,
àıralıñ bir
àızı var~ımış,
o:lanıñ bir şaósını
şö:le bir parça górüyor, o:lana vuruluyor, Bá: Bó:re: vuruluyor.
Ha babam, ha babam,
ha ba'bam; yédi sene zindanda
àalıyollar.
Yédi seneden yédi seneye ga:vullarıñ bir bayramları olurmuş, ulu
bayramları.
áız diyor ki,
varıyor babasına:
-Baba, yédi sene
oldu.
áırx gişi
getirdiñ
óapisa:neye
àoyduñ, gún
yüzü górmediler. Bayramımızıñ yüzü gózü hörmetine çıxar da àzcıx
gún yüzü górsüñler. Yazıx de:l mi? –diyor.
-Olur –diyor.
áıralıñ da
bir
àızıymış.
-Olur
àızım –diyor.
Zindancıyı ça:rtıyor. Diyor ki:
-Otuz~doxuz
gişiyi havluya sal, o so:naki gelen
àırxıncıyı
aya:nı elele la:lele, damıñ burcuna çıxart. Zindanıñ damınıñ burcuna. O da
ordan, yoxardan seyr~étsiñ –diyor.
-Oldu –diyor.
Zindancı geliyor
'a. Otuz~doxuz gişiyi havluya salıyor, Bá: Bó:re:’ñ elini aya:nı
la:leliyor, damıñ üstüne çıxardıyor. Altına bir sandelye
àoyuyor.
áızıñ da,
àona:ñ
penceresi şéye yaxın~ımış, ö:le şinci pencereye oturuyor,
àız da ö:le
Bá: Bó:re: denetliyor. Neyse
àız
denetleye~dursuñ, biz gelelim Bá: Bó:re:.
áapınıñ
óñünden de, zindanıñ
àapısınıñ
óñünden yol geçer~imiş. Kervancılar ordan geçellermiş. Alıyor
baxalım kervancılara Bá: Bó:rek ne sö:leyecek:
-Gelişiñ néreden
bezirga:n başı / Alıp
óarc~eylersin
türlü
àumaşı
Á:leniñ de
óaber vériñ
emmi'ler.
Bá: Bó:rek bunu
böyle söyleyince o kervancı~başı diyor ki:
-Á:leyiñ lan
kervanı. Şu yiğidiñ ceva:bını kim vérirse arxadaki
àara
àatırı
yúküynen bera:ber oña vérece:m –diyor.
Orda bir Kel~o:lan
varmış –benim gibi- diyor ki:
-Ben vérece:m –diyor.
-Dé baxalım Kel~o:lan
–diyollar.
Alıyor baxalım Kel~o:lan
ne diyecek:
-Gelişim sorarsañ
Oğuz ilinden / Alıp
óarc~eylerim
dünya malından
Söyle yiğit, kela:m
gessiñ diliñden.
Aldı baxalım Bá:
Bó:rek ne diyor:
-Oğuz illerinden
çekip gelirsiñ / Anamdan babamdan kimi bilirsiñ?
Á:leniñ de
óaber vériñ
emmi'ler.
Aldı baxalım Kel~o:lan:
-Oğuz illerinden
çekip gelirim/Anañdan babañdan kimi bilirim / Ağam sen bir belli eyle de...
Aldı baxalım Bá:
Bó:rek:
-Bir yanım qor, bir
yanım firax /
áa:yet
yúksekdeyim meskenim yırax
Adım bir Şah~o:lu,
gendim Bá: Bó:rek / Á:leniñ de
óaber vériñ
emmi'ler.
Aldı baxalım Kel~o:lan:
-Anañı sorarsañ
gózü dutuldu / Babañı sorarsañ beli búküldü
áız
àardeşiñ