ANASAYFA 

KÖYÜMÜZ

ALBÜM

EDEBİYATIMIZ

EMAİLLER

OKUL YILLIĞI

HABERLER

İLANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ANKET

 

      KÖYÜMÜZÜN   GELENEK  VE  GÖRENEKLERİ

 

 DÜĞÜNLERİMİZ

www.darili.com

 

Her toplumun kendilerine has belirli gelenek, görenek yaşantısı vardır, bu gelenekler o toplumun varlığından başlayarak yüz yılar öncesinden başlamıştır. Zaman içersinde şartlara göre gelişmeler  ve değişmeler göstererek devam etmektedir. Özellikle  küçük toplulukta bu görenekler, ananevi değerler, insan ilişkilerindeki kurallar toplu hallerde yapılan işlerde daha belirgin halde öne çıkmaktadır. Bu nedenle de burada ki yazımızda köyümüzde yapılan düğün, nişan, sünnet düğünü, asker uğurlama, hac uğurlama, ramazan ve kurban bayramında bayramlaşma, cenaze defni gibi önemli günlerde bir araya gelmelerde öne çıkan köyümüzün adetleri, geleneklerini, ayrıca bu işlerin büyüklerimiz tarafından nasıl yapıldığını, gelecekteki nesillerimizin bilmesi açısından anlatılmıştır.

DÜĞÜN      DÜĞÜN           DÜĞÜN          DÜĞÜN             DÜĞÜN

   1- Görücülük, Dünürcülük / Kız Bakma, Kız İsteme

   Evlenecek delikanlıya kız aramak, kız bakmak için baş vurulan bu adete “görücülük”, adı verilir. Oğullarını evlendirmek isteyen aileler, ilkin akrabalarından, komşularından, yakın çevrelerinden başlayarak kız aramaya çıkarlar. Belirli biri yoksa. Bu konuda kendilerine komşuları ve tanıdıkları da yardımcı olurlar.

   Oğlanın aile üyeleri akraba ve komşularından seçilen birkaç kadının, beğenilen kızın evine ziyarete gitmeleri, kızı görmeleri, onu incelemeleri ve niyetlerini açığa vurmaları, görücülüğün kız bakma aşamasını oluşturur. Bu tür evlenmede eşlerden çok, onların yakınlarının beğenisi, isteği ve girişimi söz konusudur. Kuşkusuz erkek de bu tercihi genellikle onaylar.

   Kız görmeye genellikle habersiz gidilir. Son zamanlarda aracı olarak adlandırılan kişiler kız evinin ağzını aradığı için kız evi aslında haberdardır. Kızın davranışlarına bakılarak istekli olup olmadığı anlaşılır. Kızın ikramda bulunması, yanlarında oturması isteyip istemediğinin belirtisidir.

      Ancak kesin karara varmadan önce gerek oğlan, gerekse kız ailesi önceden bilgisi yoksa, adaylar hakkında bilgi toplamaya çalışırlar. Elde edilen bilgilerin değerlendirilmesi kız için işgüzar, namuslu, terbiyeli, evine ve törelerine bağlı olup olmadığı; oğlan içinse kötü alışkanlıklarının bulunup, bulunmadığını, işine, bağlılığı noktalarında toplanmaktadır. Kız ve oğlan evlerinin karşılıklı olarak bir değerlendirmeye varmaları sonucunda, kız istemeye, yani dünürcülük aşamasına geçilir.

 Dünürcülük genellikle erkeklerin de katılımıyla gerçekleştirilir. Dünürcü olarak kız evine sözü geçen kişiler de bulundurulur. İlk gidişte oğlan evinin bir büyüğü “Allah’ın emri, Peygamberin kavliyle kızınızı oğlumuza istiyoruz” diyerek niyetlerini belli eder. Kız evinden bir büyüğün “Allah yazdıysa olur” şeklindeki ifadesi kızın verileceği şeklinde yorumlanır. Genellikle ilk istenişte kız verilmez. “Kız evi naz evi”dir.  Bu arada kız evinde erkek tarafının getirdiği şeker, lokum, çikolata gibi yiyecekler (şirinlik, ağız tadı vs.) yenilir.

      2- Söz Kesme

   Söz kesimi dünürcülük yani kız isteme aşamasından sonra gelmektedir. Dünürcülük yoluyla anlaşan ailelerin, bu anlaşmalarına daha geniş bir çağrılı huzurunda yine sözle iyice pekiştirmelerine “söz kesimi” ya da “söz kesme”, “ bittirdik” denmektedir. Söz kesiminde başlık ve hediyeler de konuşulur, söze bağlanır. Söz kesmeye bazı yörelerde küçük nişan adı da verilmektedir. Kızın verilmesi kesinleştikten sonra oğlan evinden getirilen bir baş örtü ile yüzük kıza takılır. Kızın başı bağlanmış, sözü kesilmiş, etrafa böylece duyurulmuş olur. Bugün oğlan evinin getirdiği lokum, bisküvi dağıtılır, şerbet içilir.

   

   3- Nişan

   Söz kesiminden sonra gelen aşama “nişan”dır. Buna büyük nişan adı da verilmektedir. Nişan töreni genellikle kız evi tarafından düzenlenir. Ancak masraflar oğlan evine aittir. Nişan öncesinde kız ve birkaç yakını nişan alış verişine götürülür. Burada kıza ve akrabalarına nişan için giyecek alınır. Kız evi de oğlana ve yakınlarına giyecek alır. Kıza alınanlar “nişan bohçası” içerisine konularak kız evine gönderilir. Damada da nişan bohçası hazırlandığı olur.

   Nişana tüm köy davet edilir. Davet işine okuma adı verilir. Okuma işi köylüye şeker, çerez dağıtılarak veya sadece ağızla söylenmek suretiyle gerçekleştirilir. Genellikle köyü çok iyi tanıyan yaşlı kadınlar tercih edilir, keçi kılından dokunmuş nakışlı heybeden çerez dağıtarak okuma işi (davet) yapılmakta.  Yakın akrabalara ve hatırı sayılır davetlilere ise elbiselik kumaş dağıtılır. Buna top adı verilip, alış veriş sırasında oğlan evine aldırılır. Alınan okunun karşılığı nişana götürülür.

   Genellikle oğlan evinde toplanan davetliler topluca kız evine giderler. “Nişan elbisesini giyen kıza kayınvalidesi ile oğlanın yakınları tarafından “takı” denilen ziynet eşyası takılır. Özellikle daha önceden yaptırılmış ya da hazır olarak satın alınmış olan yüzükler, bir büyük tarafından bu tür törenlerde adet olduğu üzere kalıplaşmış söz ve dileklerle adayların sağ ellerinin nişan parmaklarına takılır... nişan töreni, erkeklerin ve kadınların ayrı yerlerde oturdukları bir evde yapılır. Yüzükler takıldıktan sonra gelin ve damat orada bulunanların elini öper.

   Nişanlılık süresi ailelerin durumuna bağlıdır. Özel durumlara bağlı olarak bu süre uzayıp, kısalabilmektedir.  önceleri nişanlıların birbirleri ile görüşmeleri engellenirken, günümüzde görüşme yakın akrabaların da bulunduğu bir ortamda sağlanmaktadır. Nişanla düğün arasına dini bayramların rastlaması durumunda oğlan evi kıza hediye almak durumundadır.

    4- Düğün:

   Nişan ve düğün arasında kızın çeyiz hazırlıkları tamamlanır. Annesi, akrabaları veya kızın kendisi tarafından hazırlanan çeyizler sandıklara konur. Kız çeyizi düğünden birkaç gün önce kızın arkadaşları tarafından yıkanır, kız evinde sergilenir. Kızın çeyizinin kız evinden alınıp, oğlan evine götürülmesi sırasında sandık parası verilir. Çeyizin alınmasına, çeyiz götürme, çeyiz gibi isimler de verilmektedir. Düğün üç gün veya bir hafta süren düğünler eskiden Salı günü başlayıp Perşembe günü bitmekte iken, günümüzde Cuma günü başlayıp Pazar günü sona ermektedir.  Düğün tarihine kız ve oğlan aileleri ortaklaşa karar verirler. Düğünden önce de kız düğün alış-verişine götürülür. Eksik eşyaların tamamlanması, gelinliğin alınması, nikah genelde bugün halledilir. Bu alış-verişte de her iki taraf birbirine hediyeler alır. Oğlan evi ayrıca düğün davetiyesi olarak top olarak adlandırılan kumaş alır. Bu kumaş kız evi tarafından kesilip davet amacıyla kullanılır.

      “Düğünün zamanı ve yeri, kimler arasında olduğu, düğün öncesi çıkarılan “okuyucu”lar tarafından bildirilir..

   1- Düğün Bayrağı

 Düğün oğlan evinin damına bayrak direği asılması ile başlamaktadır. Cuma günü öğle nazından sonra camiden çıkanlar oğlan evine gelerek düğün bayrağı asarlar. Düdüğün bayrağı Türk bayrağı olmaktadır. Uzun bir sırık üzerine takılan bayrağın tepesine elma, armut, ayna gibi eşyalar takılarak hazırlanmaktadır. Bayrağı köyün her tarafından görünecek şekilde evin uygun bir yerine genellikle çatıya asarlar. Dualar okunur veya gençler bayrak manileri okurlar.

   2- Kına Gecesi

    Kına geceleri ayrı bir önem ve özellik göstermektedir. Evlenecek olan kızın; ailesi, yakınları ve arkadaşları ile kadın kadına geçireceği bu son gece asıl düğün günü olarak da bilinen gelin alma gününden bir gün önceye rastlamaktadır.

    Bugün, hüznün yoğun olarak yaşandığı bir gündür. Daha önceleri kızın evden ayrılışı, son vedalaşması biçimindeyken, günümüzde eğlenceye dönük, nikahla evleniliyorsa düğünün yerini alan bir eğlence durumuna geçti.    Bu geceye el kınası, has kınası, kına düğünü kına basma, yaygın olarak da kına gecesi  gibi çeşitli adlar verilmektedir.

    Kına yakmak eski İslam geleneklerindendir. Geleneksel toplumlarda kınanın eşleri birbirine sevgili yapmak amacı ile yakıldığı söylenmektedir. Kına aynı zamanda koruyucu özelliği ile karşımıza çıkmaktadır. Gelin ve davetlilerin ellerine yakılarak,  evliliğin bir anlamda kutlanıp kutsanması sağlanmaktadır.    

      Geline yakılacak kına oğlan evi tarafından alınır. Çoğu zaman kız evine gün öncesinde çerezlerle birlikte gönderilir. Kimi zaman da  giderken götürülür. Özenle hazırlanan kına tepsisinde çerezler bulunur.    Kına gecesi, kız evinde düzenlenir. Çağrılı kadınlar ve genç kızlar önce oğlan  evinde toplanırlar. Bunlara kınacı da denmektedir.

    Kınacılar gelinceye kadar kız evinin yakınları çeşitli eğlenceler düzenlerler. Oğlan evinin gelmesiyle kız evi mahzunlaşır, eğlenme sırası oğlan evindedir.  Oğlan evinden gelenler kız evinde karşılanarak ağırlanır.  Def çalıp oyunlar, eğlenceler bir süre devam ettikten sonra sına kınanın yakılmasına gelir.     Başına al duvak örtülerek kına için hazırlanır.    Gümüş veya bakır tas içerisinde kına karılır. Kınanın içine bozuk para da konur. Bu hem bereket dileği, hem de kına yakan kişiye baht açıklığı sağlamak amacına yöneliktir.  Gelin kız hazırlandıktan sonra başına al pullu bir duvak örtülerek genç kızların söylemiş olduğu ilahiler eşliğinde ve içinde mumların yakıldığı kına tepsisi ile ortaya getirilir.   Gelinin kınasını oğlan tarafından biri  (görümce) yakar. Bu arada kız elini açmaz. Kaynana gelinin elinin ortasına altın veya para koyar. Gelinin ellerine, ayaklarına kına yakılır.    Gelinin el ve ayaklarına kına yakıldıktan sonra bağlanır.   Kına yakılırken gelin ve akrabaları ağlar. gelin ağlamazsa hevesliymiş denilir. Bu arada gelin övme, ağıtlı kına türküleri söylenir.

        Kına yakıldıktan sonra kalan kına orada bulunanlara dağıtılır. Çoğu kez kınanın içine de para konur. Dağıtım sırasında bu para kime çıkarsa darısının ona olacağına inanılır. Kına yakıldıktan sonra kadınlar evlerine gider. Kızın yanında genç kızlar kalıp sabaha kadar gelini beklerler. Kendi aralarında eğlenirler, oğlan evinin göndermiş olduğu çerezleri yerler. Oğlan evinden kalan kişiye eziyet etmek de kızların başlıca eğlencesidir.  Damada yakılacak kına kız evinde hazırlanır. Kızın kınasının bir kısmı tepsiye konarak mumlarla süslenir. Çalgı eşliğinde delikanlılar tarafından oğlan evine götürülür.   Ortaya getirilen damadın avuç içine, serçe parmağına ve sağdıç'a aynı şekilde kına yakılır. Kına yakıldıktan sonra kız evinden gönderilen mendillere damadın ve sağdıcın eli bağlanır. Hoca dua okur, bulunanlarda elini açar duaya amin der, fatiha ile bitirir.

      3- Asıl düğün Günü

    gelin alma, gelinin baba ocağından alınıp oğlan evine götürülmesi sırasındaki uygulamaları içerir.    genelde üç gün veya iki gün süren düğünlerde son gün gelin almadır.    düğün alayı, camiden anons yapılarak, komşulara davetiye gönderilerek veya davul – zurna eşliğinde düğün kahyasının tüm evleri dolaşıp herkesi davet etmesi ile oluşturulur. Öğle üzeri veya öğleden sonra yol yakınsa yürünerek, uzaksa arabalarla gidilir. gelin almaya; davetliler, oğlan tarafı yakınları (elti, görümce, kaynata, amca vb.) ve son zamanlarda damat gitmektedir. Gelinin kaynanası gelin almaya gelmez, gelini evde bekler.   düğün alayı kız evine, düğün bayrağı önde olmak üzere davul-zurna eşliğinde gider.

    Kız evi düğün bayraklıları oğlan tarafını köy sınırında bekler ve karşılaştıklarında oğlan tarafına sorular sorarlar. Kız tarafının sorularına erkek tarafı cevap verebilirse birlikte eğlenirler, bilemezlerse kız tarafına “bayrak yolu” (para) verilir.

    -Buna benzer bir uygulama da istedikleri bir şeyin sözünü almak için kız tarafı delikanlılarının, düğün alayını yumurta ve taş yağmuruna tutmasıdır.

             Kız Evine Gelindiğinde Yapılanlar

    -Kız evine gelen oğlan tarafı kadınları içeri girmek için kapı parası verirlerken diğer gelenler dışarıda bekler. Kadınlar içeride gelini hazırlarlar.    -Kız evi önünde bekleyenler davul-zurna eşliğinde oynarlar, halay çekerler, oyunlar çıkarırlar, silah sıkarlar. Geçmişte özellikle erkeklerin güreş tuttuğundan, at ve cirit yarışı düzenlediklerinden söz edilir.    - gelin alıcılar uzak yerden geliyorsa komşularca paylaşılarak yemek verilir.

         Gelinin Baba Evinden Çıkarılışı:

    Kız babasından izin alındıktan sonra sıra gelinin çıkarılmasına gelir. Gelinin beline babası ya da erkek kardeşi tarafından kırmızı kuşak bağlanır. Ailesiyle helalleşir.  Gelinin sandığına oturan kardeşine de sandık parası ödenir. Bu arada gelin yas eder.

    -Gelinin bir koluna kendi aile büyüklerinden birisi diğerine oğlan tarafı akrabalarından birisi, son zamanlarda ise bu kişi doğrudan damat olmaktadır.     - gelin kapıdan çıkarken yeni evine bereketiyle gitsin diye başına buğday, çerez, leblebi şeker, vb. saçılır ya da buğday ve para ayakkabısının içine konur.    gelin evden çıkarılmadan oğlan tarafı kızın erkek kardeşine kapı parası ödemek zorundadır.    - gelin almaya gelenlerin arabalarına takmaları için kız evi tarafından basma, tülbent havlu vb. verilir.    -Gelinin dualar veya davul-zurnanın çaldığı gelin alma havası eşliğinde  çıkarıldığı da olur.

      Gelinin Oğlan Evine Götürülüşü:

    -Önceleri damadın gelin almaya gelmediği zamanlarda bir çocuk gelinin evinden aldığı yastığı veya gelinin yüzüğünü, ayakkabısını damada götürüp bahşiş alırdı. Böylece gelin alayının yola çıktığı da haber verilmiş olurdu.     -Bir haberci önden giderek gelinin kayınvalidesine gelini aldıklarını söyler ve bahşiş alır.     -Dolaşma sırasında gelin alayının önü çocuklar veya delikanlılar tarafından urgan tutulmak suretiyle kesilir ve bahşiş istenir.  

gelin Oğlan Evine Gelmesi ve Arabadan İndirilmesi; gelin arabadan inmeden önce kaynana veya kayınbaba indirmelik veya üzengilik olarak adlandırılan hediye vermek zorundadır. Bu hediye tarla, koç, koyun olabilmekte, ailelerin varlık durumlarına göre değişmektedir. Bazen etraftakiler kaynanaya “ne bağışladın?” veya “gelinin ayağı topal inmiyor” sözlerine karşılık “oğlumu bağışladım” veya “koç gibi oğlan bağışladım” karşılığını verdiği olur.

  Gelin daha arabadayken doğurgan olmasını sağlamak amacıyla kucağına çocuk verilir. Gelin arabadan indirilmeden orada bulunanlar hoca eşliğinde dua ederler.   Eşikte testi kırılır veya damat damdan çömlek atar, eve sağ taraftan sokulur. Gelin eve girdikten sonra, düğüncüler dağılmadan oğlan evi sabahtan başlamış olduğu yemekleri hazır etmiştir. Düğün evi çevresine uygun yerlere özellikle biraz yüksek temiz yerler belirlenerek buralara sofra kurulur.  Yemek olarak genelde bulgur yemeği ve yanında üzümlü kaysı hoşafı ikram edilir.

     Gelinin Oğlan Evine Girmesi

    Sağ ayağı ile eşikten atlayarak giren gelin kaynanasının elini, ve kayınpederinin elini, evde bulunan diğerlerinin ellerini öper.     Gelin eve alındıktan sonra, Köylüleri çok iyi tanıyan birisi yüksek yere çıkarak, önceden beline bağlamış olduğu önlüğüne köylülerin hediyelerini takılarını yüksek sesle bağırarak ( amcasından, …filan yerdeki halasından) sözlerle hediyeleri verenlerin isimleriyle duyurur.

 Güvey arkadaşları tarafından akşam getirilmek üzere götürülür.    Kadınlar gelini görmeye gelirler. gelin de orada bulunanların  ellerini öper. Oğlan evinin kadınları tarafından dışarı çıkarılarak öğüt vermek amacıyla türkülerle övülür. Oyunlar oynanarak düğün akşama kadar devam eder.

    4- Nikah – Gerdek

  Sağdıcı ve yakın arkadaşları tarafından şamatayla ve yumruklanarak getirilen güvey, gerdek odasına sokulur.   Gelinin yanında bir yenge bulunmaktadır. Yenge gelini güveye teslim ettikten sonra dışarı çıkar. Bu arada gelin hiç konuşmaz, güveyin gelini konuşturmak için çeşitli yöntemlere baş vurduğu olmaktadır. Gelini konuşturmanın tek yolu “yüz görümlüğü” denilen hediyenin geline verilmesidir. Bu arada güvey iki rekat namaz kılar. gelin ayakta bekler.

    5- Gerdek Ertesi

  gelin ve damat evde bulunanların elini öperler. Onlar da yüzgörümlüğü denilen hediye verir. gelin bu arada sandığında getirmiş olduğu hediyeleri evdekilere dağıtır.   Öğleye doğru veya öğle ezanı okunurken gelin kıbleye döndürülerek ortaya oturtulur. Gelinin kakülü kesilir. Kesen kişiye bahşiş vermek adettir. gelinin kadınlığa geçtiğini gösteren bir uygulamadır. Buna zilif kesme, kakül kesme, kekil kesme, isimler verilir.

    Evlenmenin çeşitli aşamalarında geline sunulan hediyeler de önemli bir adet kümesini oluştururlar. Bunların içerisinde “takı”   Güveyin gerdeğe girdiği gece, gelinin duvağını açmadan önce “yüz görümlüğü” adıyla bilinen adet gereğince bir hediye verir   Başlık geleneği günümüzde köyümüzde kaldırılmıştır. Önceler, erkeğin ya da ailesinin kız tarafına verdiği nakit para veya eşyadır. Başlığa “bedel, ağırlık” da denmektedir. Başlığın temelinde hem ekonomik, hem de saygınlık etmeni yatmaktadır. Evlenme yoluyla evden ayrılan kızın iş gücünü karşılamak ve ekonomik boşluğunu doldurmak karşılığında alınan para ve paraya çevrilebilecek değerli hediyeler dengeyi sağlanmaya yöneliktir.

   İslam hukukunda, evlenme sözleşmesinde kadına ödenmek üzere belirlenen paraya da “mehr” ya da “mihr” denmektedir. Bu, dinsel nikah sırasında kararlaştırılır. Karı kocanın ayrılmasında, boşanmasında ya da kocasının ölümü durumunda kadına verilmek üzere dinsel nikah sırasında belirlenen bu parayı, bugün ülkemizde uygulanan başlık geleneği ile karıştırmamak gerekir. Ödeme ve belirleme biçimine göre değişik adlar alan (mehr-i musamma, mehr-i muaccel, mehr-i müeccel) bu işlemi gelenek evliliğin ciddiyetinin ve kadının geleceğini güvence altına almayı amaçlamaktadır.

 

(MUTLU SON) THE  END

SÜNNET DÜĞÜNÜ

Köyümüzde eskilerden pek sünnet düğünü yapılmazdı genellikle yılın belirli dönemlerinde aptal tabir edilen bir sünnetçi tarafından kapı kapı dolaşarak isteyen çocuğunu sünnet (kestirirdi) ettirirdi. Köyümüzde  son yıllarda sünnet düğünleri de yapılmaya başlanmıştır. Sünnet düğünü başlamadan önce davetiyeler bastırılarak köyümüz halkı ve dışarıdaki akrabalara dağıtılır ve düğüne davetler yapılır. Sünnet düğünleri mevlitli, yemekli ve eğlenceli yapılır. Gelen misafirler eğlenirler, oynarlar düğün sahibi bu akşam ikramda bulunur Gecenin sonunda çocuğa kına (kimi zaman ağıtlar eşliğinde) yakılır. Ertesi gün çocuk araba eşliğinde konvoy halinde gezdirilir. Daha sonra çocuk sünnet ettirilmiş olur. Davete katılanlar çocuğun yanına giderek geçmiş olsun diyerek hediyelerini bırakırlar. Çocuğun yakınları da tebrik edilir.

DİNİ BAYRAMLARIMIZ

Ramazan ve kurban bayramlarının arife günü mezarlığa gidilir ve mezarlar ziyaret edilir. Özellikle camii cemaati ikindi namazını müteakip topluca mezarlığa giderek mezarlıkta bir yere otururlar ve tüm geçmiş insanlarımızın ruhlarına fatihalar okuyarak, toplu dualar yaparlar. Uzaktan ve yakından bir çok insan mezarlığımızı ziyarete gelirler. Bazı insanlarımız mezarlığa yanlarında su götürerek mezarların üzerine dökerler.


Arife günü bayramla ilgili yemekler hazırlanmaya başlar. Birkaç gün öncesinden ise Baklava, helva, sütlü tatlısı(sütlaç) gibi hazırlanır. Bayram gününün vazgeçilmez yemeklerinden birisi yaprak sarması dolma diğeri ise yahnidir. Her kes ekonomik güç ölçüsünde bayram giyecekleri alır. Evinde ikram için ve özellikle şeker toplamaya gelecek çocuklara şeker ve çikolata çeşitleri de alırlar. Bayram Sabahı herkes kendi ölçüsünde temiz ve güzel elbiselerini giyerek camiinin yolunu tutar. Bayram namazı kılındıktan sonra topluca bayramlaşma yaparlar ve topluca dua yapılarak her kes evine dağılır. Eskiden büyüklerin odasına yemek getirme geleneği vardı çoğu evden sini ile yemekler getirilir bir bayram havasında yemekler yenilirdi.. Daha sonra küçükler büyüklerini ziyaret ederler. Akraba ve hastalar var ise hastalar ziyaret edilir. Özellikle küçük çocuklar gruplar oluşturarak ev ev dolaşarak el öpüp şeker toplarlar. Nişanlı oğlu veya kızı olanlar gelin ve damada bayramlık götürürler.

  ASKER UĞURLAMA VE KARŞILAMA GELENEĞİ

Askere gidecek gençler belli olduktan sonra genelde daha çok akrabalar asker evine ziyarete giderler. Asker uğurlamaya giderken her kes yanında çeşitli hediyeler veya para götürürler. Gençler kendi aralarında eğlence düzenleyebilirler. Askerler gidip geldikten sonra ise yine akrabalar asker evine göz aydınlığı ziyaretine giderler. Ziyarete gelenlere asker kınası verilir.

 HACI UĞURLAMA VE KARŞILAMA

 Hemen hemen her yıl köyümüzden bir veya birkaç kişi kutsal topraklara hacca gider. Hacca gidecekler kesinleştikten sonra köy halkı tarafından hacı adaylarının evlerine ziyaretler başlar. Hemen hemen herkes bu ziyareti yapar buna bir hayli önem verilir. Hacılar vasıtası ile kutsal yerlere selamlar söylenir. Hac ziyaretlerinde de her kes yanına çeşitli hediyeler alarak ziyarette bulunur. Bu hediyeler çoğunlukla çay, şeker, bisküvi, çeşitli yiyeceklerdir. Hacılar gideceği gün camii önünde halk toplanarak imamla birlikte dualar yapılır. Hacılar herkesle vedalaşır bu arada ortamı hüzünlü duyguların sardığı da gözden kaçmaz. Hacılar hac farizasını tamamlayıp köye döndükten sonra da aynı gittiklerinde olduğu gibi yine aynı insanlar hoş geldin ziyaretinde bulunurlar. Hacılarda gelenlere çeşitli hacı hediyeleri (tespih, seccade, gümüş yüzük, takke, gibi) verirler. Hacdan getirdikleri zemzem ve hurmadan ikram ederler.

CENAZE DEFNİ

Köyümüzde cenaze olduğu gün halk başka bir işle uğraşmaz. Cenaze evinde toplanılarak cenazeye son görevler yapılır. Cenaze topluca namazı kılındıktan sonra mezarlığa götürülerek defin işlemi tamamlanır. Cenaze giderken imam dua eder, cenaze için mağfiret talebinde bulunur cemaatte hep birlikte Allah ratmetetsin der. Birkaç gün cenaze evine komşuları yemek getirirler. Ayrıca başsağlığı için cenaze evine ziyaretler yapılarak, vefat edenin yakınlarına başsağlığı taziyelerinde bulunulur. Cenaze defninden sonra ilk cuma günü, kırkıncı günü ve elli ikinci günü mevlitler ve kuranı kerimler okutularak yemekler verilir. Cenaze sahibi isterse bazı cumaları mevlitte okutturabilir.

Murat  KAYA

     :darili@darili.com

 

 

 
 
 
 

Web Tasarım: MURAT KAYA