|
Her toplumun kendilerine has belirli gelenek,
görenek yaşantısı vardır, bu gelenekler o toplumun varlığından başlayarak yüz
yılar öncesinden başlamıştır. Zaman içersinde şartlara göre gelişmeler ve
değişmeler göstererek devam etmektedir. Özellikle küçük toplulukta bu
görenekler, ananevi değerler, insan ilişkilerindeki kurallar toplu hallerde
yapılan işlerde daha belirgin halde öne çıkmaktadır. Bu nedenle de burada ki
yazımızda köyümüzde yapılan düğün, nişan, sünnet düğünü, asker uğurlama, hac
uğurlama, ramazan ve kurban bayramında bayramlaşma, cenaze defni gibi önemli
günlerde bir araya gelmelerde öne çıkan köyümüzün adetleri, geleneklerini,
ayrıca bu işlerin büyüklerimiz tarafından nasıl yapıldığını, gelecekteki
nesillerimizin bilmesi açısından anlatılmıştır.
1-
Görücülük, Dünürcülük / Kız Bakma, Kız İsteme
Evlenecek delikanlıya kız
aramak, kız bakmak için baş vurulan bu adete “görücülük”, adı verilir.
Oğullarını evlendirmek isteyen aileler, ilkin akrabalarından, komşularından,
yakın çevrelerinden başlayarak kız aramaya çıkarlar. Belirli biri yoksa. Bu
konuda kendilerine komşuları ve tanıdıkları da yardımcı olurlar.
Oğlanın aile üyeleri
akraba ve komşularından seçilen birkaç kadının, beğenilen kızın evine ziyarete
gitmeleri, kızı görmeleri, onu incelemeleri ve niyetlerini açığa vurmaları,
görücülüğün kız bakma aşamasını oluşturur. Bu tür evlenmede eşlerden çok,
onların yakınlarının beğenisi, isteği ve girişimi söz konusudur. Kuşkusuz erkek
de bu tercihi genellikle onaylar.
Kız görmeye genellikle
habersiz gidilir. Son zamanlarda aracı olarak adlandırılan kişiler kız evinin
ağzını aradığı için kız evi aslında haberdardır. Kızın davranışlarına bakılarak
istekli olup olmadığı anlaşılır. Kızın ikramda bulunması, yanlarında oturması
isteyip istemediğinin belirtisidir.
Ancak kesin karara
varmadan önce gerek oğlan, gerekse kız ailesi önceden bilgisi yoksa, adaylar
hakkında bilgi toplamaya çalışırlar. Elde edilen bilgilerin değerlendirilmesi
kız için işgüzar, namuslu, terbiyeli, evine ve törelerine bağlı olup olmadığı;
oğlan içinse kötü alışkanlıklarının bulunup, bulunmadığını, işine, bağlılığı
noktalarında toplanmaktadır. Kız ve oğlan evlerinin karşılıklı olarak bir
değerlendirmeye varmaları sonucunda, kız istemeye, yani dünürcülük aşamasına
geçilir.
Dünürcülük genellikle
erkeklerin de katılımıyla gerçekleştirilir. Dünürcü olarak kız evine sözü geçen
kişiler de bulundurulur. İlk gidişte oğlan evinin bir büyüğü “Allah’ın emri,
Peygamberin kavliyle kızınızı oğlumuza istiyoruz” diyerek niyetlerini belli
eder. Kız evinden bir büyüğün “Allah yazdıysa olur” şeklindeki ifadesi kızın
verileceği şeklinde yorumlanır. Genellikle ilk istenişte kız verilmez. “Kız evi
naz evi”dir. Bu arada kız evinde erkek tarafının getirdiği şeker, lokum,
çikolata gibi yiyecekler ( ağız tadı vs.) yenilir.
2-
Söz Kesme
Söz kesimi dünürcülük yani
kız isteme aşamasından sonra gelmektedir. Dünürcülük yoluyla anlaşan ailelerin,
bu anlaşmalarına daha geniş bir çağrılı huzurunda yine sözle iyice
pekiştirmelerine “söz kesimi” ya da “söz kesme”, “ bittirdik” denmektedir. Söz
kesiminde başlık ve hediyeler de konuşulur, söze bağlanır. Söz kesmeye bazı
yörelerde küçük nişan adı da verilmektedir. Kızın verilmesi kesinleştikten sonra
oğlan evinden getirilen bir baş örtü ile yüzük kıza takılır. Kızın başı
bağlanmış, sözü kesilmiş, etrafa böylece duyurulmuş olur. Bugün oğlan evinin
getirdiği lokum, bisküvi dağıtılır, şerbet içilir.
3- Nişan
Söz kesiminden sonra gelen
aşama “nişan”dır. Buna büyük nişan adı da verilmektedir. Nişan töreni genellikle
kız evi tarafından düzenlenir. Ancak masraflar oğlan evine aittir. Nişan
öncesinde kız ve birkaç yakını nişan alış verişine götürülür. Burada kıza ve
akrabalarına nişan için giyecek alınır. Kız evi de oğlana ve yakınlarına giyecek
alır. Kıza alınanlar “nişan bohçası” içerisine konularak kız evine gönderilir.
Damada da nişan bohçası hazırlandığı olur.
Nişana tüm köy davet
edilir. Davet işine okuma adı verilir. Okuma işi köylüye şeker, çerez
dağıtılarak veya sadece ağızla söylenmek suretiyle gerçekleştirilir. Genellikle
köyü çok iyi tanıyan yaşlı kadınlar tercih edilir, keçi kılından dokunmuş
nakışlı heybe içerisine konan, çerez dağıtarak okuma işi (davet) yapılmakta.
Yakın akrabalara ve hatırı sayılır davetlilere ise elbiselik kumaş dağıtılır.
Buna top adı verilip, alış veriş sırasında oğlan evine aldırılır.
Genellikle oğlan evinde
toplanan davetliler topluca kız evine giderler. “Nişan elbisesini giyen kıza
kayınvalidesi ile oğlanın yakınları tarafından “takı” denilen ziynet eşyası
takılır. Özellikle daha önceden yaptırılmış ya da hazır olarak satın alınmış
olan yüzükler (alyans), bir büyük tarafından bu tür törenlerde adet olduğu üzere
kalıplaşmış söz ve dileklerle adayların sağ ellerinin nişan parmaklarına
takılır...Diğer akraba takıları ise düğün günü gelin oğlan evine inince takar.
Kız tarafı nişanda takmayı tercih eder. Nişan töreni, erkeklerin ve kadınların ayrı yerlerde oturdukları bir
evde yapılır. Yüzükler takıldıktan sonra gelin ve damat orada bulunanların elini
öper.
Nişanlılık süresi
ailelerin durumuna bağlıdır. Özel durumlara bağlı olarak bu süre uzayıp,
kısalabilmektedir. önceleri nişanlıların birbirleri ile görüşmeleri
engellenirken, günümüzde görüşme yakın akrabaların da bulunduğu bir ortamda
sağlanmaktadır. Nişanla düğün arasına dini bayramların rastlaması durumunda
oğlan evi kıza hediye almak durumundadır.
4-
Düğün:
Nişan ve düğün arasında
kızın çeyiz hazırlıkları tamamlanır. Annesi, akrabaları veya kızın kendisi
tarafından hazırlanan çeyizler sandıklara konur. Kız çeyizi düğünden birkaç gün
önce kızın arkadaşları tarafından yıkanır, kız evinde sergilenir. Kızın
çeyizinin kız evinden alınıp, oğlan evine götürülmesi sırasında sandık parası
verilir. Çeyizin alınmasına, çeyiz götürme, çeyiz gibi isimler de
verilmektedir. Düğün üç gün veya bir hafta süren düğünler eskiden Salı günü
başlayıp Perşembe günü bitmekte iken, günümüzde Cuma günü başlayıp Pazar günü
sona ermektedir. Düğün tarihine kız ve oğlan aileleri ortaklaşa karar verirler.
Düğünden önce de kız düğün alış-verişine götürülür. Eksik eşyaların
tamamlanması, gelinliğin alınması, nikah genelde bugün halledilir. Bu
alış-verişte de her iki taraf birbirine hediyeler alır. Oğlan evi ayrıca düğün
davetiyesi olarak top olarak adlandırılan kumaş alır. Bu kumaş kız evi
tarafından kesilip davet amacıyla kullanılır.
“Düğünün zamanı ve
yeri, kimler arasında olduğu, düğün öncesi çıkarılan “okuyucu”lar tarafından
bildirilir..
1- Düğün Bayrağı
Düğün oğlan evinin
damına bayrak
direği asılması ile başlamaktadır. Cuma günü öğle nazından sonra camiden çıkanlar oğlan
evine gelerek düğün bayrağı asarlar. Düdüğün bayrağı Türk bayrağı olmaktadır. Uzun bir sırık üzerine takılan
bayrağın tepesine elma, armut, ayna gibi eşyalar takılarak hazırlanmaktadır.
Bayrağı köyün her tarafından görünecek şekilde evin uygun bir yerine genellikle
çatıya asarlar. Dualar okunur veya gençler bayrak manileri okurlar.
2- Kına Gecesi
Kına geceleri ayrı bir
önem ve özellik göstermektedir. Evlenecek olan kızın; ailesi, yakınları ve
arkadaşları ile kadın kadına geçireceği bu son gece asıl düğün günü olarak da
bilinen gelin alma gününden bir gün önceye rastlamaktadır.
Bugün, hüznün yoğun
olarak yaşandığı bir gündür. Daha önceleri kızın evden ayrılışı, son vedalaşması
biçimindeyken, günümüzde eğlenceye dönük, nikahla evleniliyorsa düğünün yerini
alan bir eğlence durumuna geçti. Bu geceye el kınası, has kınası, kına düğünü
kına basma, yaygın olarak da kına gecesi gibi çeşitli adlar verilmektedir.
Kına yakmak eski İslam
geleneklerindendir. Geleneksel toplumlarda kınanın eşleri birbirine sevgili
yapmak amacı ile yakıldığı söylenmektedir. Kına aynı zamanda koruyucu özelliği
ile karşımıza çıkmaktadır. Gelin ve davetlilerin ellerine yakılarak,
evliliğin bir anlamda kutlanıp kutsanması sağlanmaktadır.
Geline yakılacak kına
oğlan evi tarafından alınır. Çoğu zaman kız evine gün öncesinde çerezlerle
birlikte gönderilir. Kimi zaman da giderken götürülür. Özenle hazırlanan kına
tepsisinde çerezler bulunur. Kına gecesi, kız evinde düzenlenir. Çağrılı
kadınlar ve genç kızlar önce oğlan evinde toplanırlar. Bunlara kınacı da
denmektedir.
Kınacılar gelinceye kadar
kız evinin yakınları çeşitli eğlenceler düzenlerler. Oğlan evinin gelmesiyle kız
evi mahzunlaşır, eğlenme sırası oğlan evindedir. Oğlan evinden gelenler kız
evinde karşılanarak ağırlanır. Def çalıp oyunlar, eğlenceler bir süre devam ettikten
sonra sına kınanın yakılmasına gelir. Başına al duvak
örtülerek kına için hazırlanır. Gümüş veya bakır tas içerisinde kına karılır.
Kınanın içine bozuk para da konur. Bu hem bereket dileği, hem de kına yakan
kişiye baht açıklığı sağlamak amacına yöneliktir. Gelin kız hazırlandıktan
sonra başına al pullu bir duvak örtülerek genç kızların söylemiş olduğu ilahiler
eşliğinde ve içinde mumların yakıldığı kına tepsisi ile ortaya
getirilir. Gelinin kınasını oğlan tarafından biri (görümce) yakar. Bu
arada kız elini açmaz. Kaynana gelinin elinin ortasına altın veya para koyar.
Gelinin ellerine, ayaklarına kına yakılır. Gelinin el ve ayaklarına kına
yakıldıktan sonra bağlanır. Kına yakılırken gelin ve akrabaları ağlar. gelin
ağlamazsa hevesliymiş denilir. Bu arada gelin övme, ağıtlı kına türküleri söylenir.
Kına yakıldıktan
sonra kalan kına orada bulunanlara dağıtılır. Çoğu kez kınanın içine de para
konur. Dağıtım sırasında bu para kime çıkarsa darısının ona olacağına
inanılır. Kına yakıldıktan sonra kadınlar evlerine gider. Kızın yanında genç
kızlar kalıp sabaha kadar gelini beklerler. Kendi aralarında eğlenirler, oğlan
evinin göndermiş olduğu çerezleri yerler. Oğlan evinden kalan kişiye eziyet
etmek de kızların başlıca eğlencesidir. Damada yakılacak kına kız evinde
hazırlanır. Kızın kınasının bir kısmı tepsiye konarak mumlarla süslenir. Çalgı
eşliğinde delikanlılar tarafından oğlan evine götürülür. Ortaya getirilen
damadın avuç içine, serçe parmağına ve sağdıç'a aynı şekilde kına yakılır. Kına yakıldıktan sonra kız
evinden gönderilen mendillere damadın ve sağdıcın eli bağlanır. Hoca dua okur,
bulunanlarda elini açar duaya amin der, fatiha ile bitirir.
3- Asıl düğün Günü
gelin alma, gelinin baba
ocağından alınıp oğlan evine götürülmesi sırasındaki uygulamaları
içerir. genelde üç gün veya iki gün süren düğünlerde son gün gelin
almadır. düğün alayı, camiden anons yapılarak, komşulara davetiye
gönderilerek veya davul – zurna eşliğinde düğün kahyasının tüm evleri dolaşıp
herkesi davet etmesi ile oluşturulur. Öğle üzeri veya öğleden sonra yol yakınsa
yürünerek, uzaksa arabalarla gidilir. gelin almaya; davetliler, oğlan tarafı
yakınları (elti, görümce, kaynata, amca vb.) ve son zamanlarda damat
gitmektedir. Gelinin kaynanası gelin almaya gelmez, gelini evde bekler. düğün
alayı kız evine, düğün bayrağı önde olmak üzere davul-zurna eşliğinde gider.
Kız evi düğün
bayraklıları oğlan tarafını köy sınırında bekler ve karşılaştıklarında oğlan
tarafına sorular sorarlar. Kız tarafının sorularına erkek tarafı cevap
verebilirse birlikte eğlenirler, bilemezlerse kız tarafına “bayrak yolu” (para)
verilir.
-Buna benzer bir uygulama
da istedikleri bir şeyin sözünü almak için kız tarafı delikanlılarının, düğün
alayını yumurta ve taş yağmuruna tutmasıdır.
Kız Evine
Gelindiğinde Yapılanlar
-Kız evine gelen oğlan
tarafı kadınları içeri girmek için kapı parası verirlerken diğer gelenler
dışarıda bekler. Kadınlar içeride gelini hazırlarlar. -Kız evi önünde
bekleyenler davul-zurna eşliğinde oynarlar, halay çekerler, oyunlar çıkarırlar,
silah sıkarlar. Geçmişte özellikle erkeklerin güreş tuttuğundan, at ve cirit
yarışı düzenlediklerinden söz edilir. - gelin alıcılar uzak yerden geliyorsa
komşularca paylaşılarak yemek verilir.
Gelinin Baba Evinden
Çıkarılışı:
Kız babasından izin
alındıktan sonra sıra gelinin çıkarılmasına gelir. Gelinin beline babası ya da
erkek kardeşi tarafından kırmızı kuşak bağlanır. Ailesiyle helalleşir. Gelinin
sandığına oturan kardeşine de sandık parası ödenir. Bu arada gelin yas eder.
-Gelinin bir koluna kendi
aile büyüklerinden birisi diğerine oğlan tarafı akrabalarından birisi, son
zamanlarda ise bu kişi doğrudan damat olmaktadır. - gelin kapıdan çıkarken
yeni evine bereketiyle gitsin diye başına buğday, çerez, leblebi şeker, vb.
saçılır ya da buğday ve para ayakkabısının içine konur. gelin evden
çıkarılmadan oğlan tarafı kızın erkek kardeşine kapı parası ödemek
zorundadır. - gelin almaya gelenlerin arabalarına takmaları için kız evi
tarafından basma, tülbent havlu vb. verilir. -Gelinin dualar veya
davul-zurnanın çaldığı gelin alma havası eşliğinde çıkarıldığı da olur.
Gelinin Oğlan Evine
Götürülüşü:
-Önceleri damadın gelin
almaya gelmediği zamanlarda bir çocuk gelinin evinden aldığı yastığı veya
gelinin yüzüğünü, ayakkabısını damada götürüp bahşiş alırdı. Böylece gelin
alayının yola çıktığı da haber verilmiş olurdu. -Bir haberci önden giderek
gelinin kayınvalidesine gelini aldıklarını söyler ve bahşiş alır. -Dolaşma
sırasında gelin alayının önü çocuklar veya delikanlılar tarafından urgan
tutulmak suretiyle kesilir ve bahşiş istenir.
gelin Oğlan Evine Gelmesi ve
Arabadan İndirilmesi; gelin arabadan inmeden önce kaynana veya kayınbaba
indirmelik veya üzengilik olarak adlandırılan hediye vermek zorundadır. Bu
hediye tarla, koç, koyun olabilmekte, ailelerin varlık durumlarına göre
değişmektedir. Bazen etraftakiler kaynanaya “ne bağışladın?” veya “gelinin ayağı
topal inmiyor” sözlerine karşılık “oğlumu bağışladım” veya “koç gibi oğlan
bağışladım” karşılığını verdiği olur.
Gelin daha arabadayken
doğurgan olmasını sağlamak amacıyla kucağına çocuk verilir. Gelin arabadan
indirilmeden orada bulunanlar hoca eşliğinde dua ederler. Eşikte testi kırılır
veya damat damdan çömlek atar, eve sağ taraftan sokulur. Gelin eve girdikten
sonra, düğüncüler dağılmadan oğlan evi sabahtan başlamış olduğu yemekleri hazır
etmiştir. Düğün evi çevresine uygun yerlere özellikle biraz yüksek temiz yerler
belirlenerek buralara sofra kurulur. Yemek olarak genelde bulgur yemeği ve
yanında üzümlü kaysı hoşafı ikram edilir.
Gelinin Oğlan Evine
Girmesi
Sağ ayağı ile eşikten
atlayarak giren gelin kaynanasının elini, ve kayınpederinin elini, evde bulunan
diğerlerinin ellerini öper. Gelin eve alındıktan sonra, Köylüleri çok iyi
tanıyan birisi yüksek yere çıkarak, önceden beline bağlamış olduğu önlüğüne
köylülerin hediyelerini takılarını yüksek sesle bağırarak ( amcasından, …filan
yerdeki halasından) sözlerle hediyeleri verenlerin isimleriyle duyurur.
Güvey arkadaşları tarafından
akşam getirilmek üzere götürülür. Kadınlar gelini görmeye gelirler. gelin de
orada bulunanların ellerini öper. Oğlan evinin kadınları tarafından dışarı
çıkarılarak öğüt vermek amacıyla türkülerle övülür. Oyunlar oynanarak düğün
akşama kadar devam eder.
4- Nikah – Gerdek
Sağdıcı ve yakın
arkadaşları tarafından şamatayla ve yumruklanarak getirilen güvey, gerdek
odasına sokulur. Gelinin yanında bir yenge bulunmaktadır. Yenge gelini güveye
teslim ettikten sonra dışarı çıkar. Bu arada gelin hiç konuşmaz, güveyin gelini
konuşturmak için çeşitli yöntemlere baş vurduğu olmaktadır. Gelini konuşturmanın
tek yolu “yüz görümlüğü” denilen hediyenin geline verilmesidir. Bu arada güvey
iki rekat namaz kılar. gelin ayakta bekler.
5-
Gerdek Ertesi
gelin ve damat evde
bulunanların elini öperler. Onlar da yüzgörümlüğü denilen hediye verir. gelin bu
arada sandığında getirmiş olduğu hediyeleri evdekilere dağıtır. Öğleye doğru
veya öğle ezanı okunurken gelin kıbleye döndürülerek ortaya oturtulur. Gelinin
kakülü kesilir. Kesen kişiye bahşiş vermek adettir. gelinin kadınlığa geçtiğini
gösteren bir uygulamadır. Buna zilif kesme, kakül kesme, kekil kesme, isimler
verilir.
Evlenmenin çeşitli
aşamalarında geline sunulan hediyeler de önemli bir adet kümesini oluştururlar.
Bunların içerisinde “takı” Güveyin gerdeğe girdiği gece, gelinin duvağını
açmadan önce “yüz görümlüğü” adıyla bilinen adet gereğince bir hediye
verir Başlık geleneği günümüzde köyümüzde kaldırılmıştır. Önceler, erkeğin ya
da ailesinin kız tarafına verdiği nakit para veya eşyadır. Başlığa “bedel,
ağırlık” da denmektedir. Başlığın temelinde hem ekonomik, hem de saygınlık
etmeni yatmaktadır. Evlenme yoluyla evden ayrılan kızın iş gücünü karşılamak ve
ekonomik boşluğunu doldurmak karşılığında alınan para ve paraya çevrilebilecek
değerli hediyeler dengeyi sağlanmaya yöneliktir.
İslam hukukunda, evlenme
sözleşmesinde kadına ödenmek üzere belirlenen paraya da “mehr” ya da “mihr”
denmektedir. Bu, dinsel nikah sırasında kararlaştırılır. Karı kocanın
ayrılmasında, boşanmasında ya da kocasının ölümü durumunda kadına verilmek üzere
dinsel nikah sırasında belirlenen bu parayı, bugün ülkemizde uygulanan başlık
geleneği ile karıştırmamak gerekir. Ödeme ve belirleme biçimine göre değişik
adlar alan (mehr-i musamma, mehr-i muaccel, mehr-i müeccel) bu işlemi gelenek
evliliğin ciddiyetinin ve kadının geleceğini güvence altına almayı
amaçlamaktadır.
(MUTLU SON) THE END
Köyümüzde eskilerden pek
sünnet düğünü yapılmazdı genellikle yılın belirli dönemlerinde aptal tabir
edilen bir sünnetçi tarafından kapı kapı dolaşarak isteyen çocuğunu sünnet
(kestirirdi) ettirirdi. Köyümüzde son yıllarda sünnet düğünleri de yapılmaya
başlanmıştır. Sünnet düğünü başlamadan önce davetiyeler bastırılarak köyümüz
halkı ve dışarıdaki akrabalara dağıtılır ve düğüne davetler yapılır. Sünnet
düğünleri mevlitli, yemekli ve eğlenceli yapılır. Gelen misafirler eğlenirler,
oynarlar düğün sahibi bu akşam ikramda bulunur Gecenin sonunda çocuğa kına (kimi
zaman ağıtlar eşliğinde) yakılır. Ertesi gün çocuk araba eşliğinde konvoy
halinde gezdirilir. Daha sonra çocuk sünnet ettirilmiş olur. Davete katılanlar
çocuğun yanına giderek geçmiş olsun diyerek hediyelerini bırakırlar. Çocuğun
yakınları da tebrik edilir.
Ramazan ve kurban
bayramlarının arife günü mezarlığa gidilir ve mezarlar ziyaret edilir. Özellikle
camii cemaati ikindi namazını müteakip topluca mezarlığa giderek mezarlıkta bir
yere otururlar ve tüm geçmiş insanlarımızın ruhlarına fatihalar okuyarak, toplu
dualar yaparlar. Uzaktan ve yakından bir çok insan mezarlığımızı ziyarete
gelirler. Bazı insanlarımız mezarlığa yanlarında su götürerek mezarların üzerine
dökerler.
Arife günü bayramla ilgili yemekler hazırlanmaya başlar. Birkaç gün öncesinden
ise Baklava, helva, sütlü tatlısı(sütlaç) gibi hazırlanır. Bayram gününün
vazgeçilmez yemeklerinden birisi yaprak sarması dolma diğeri ise yahnidir. Her
kes ekonomik güç ölçüsünde bayram giyecekleri alır. Evinde ikram için ve
özellikle şeker toplamaya gelecek çocuklara şeker ve çikolata çeşitleri de
alırlar. Bayram Sabahı herkes kendi ölçüsünde temiz ve güzel elbiselerini
giyerek camiinin yolunu tutar. Bayram namazı kılındıktan sonra topluca
bayramlaşma yaparlar ve topluca dua yapılarak her kes evine dağılır. Eskiden
büyüklerin odasına yemek getirme geleneği vardı çoğu evden sini ile yemekler
getirilir bir bayram havasında yemekler yenilirdi.. Daha sonra küçükler
büyüklerini ziyaret ederler. Akraba ve hastalar var ise hastalar ziyaret edilir.
Özellikle küçük çocuklar gruplar oluşturarak ev ev dolaşarak el öpüp şeker
toplarlar. Nişanlı oğlu veya kızı olanlar gelin ve damada bayramlık götürürler.
Askere gidecek gençler belli
olduktan sonra genelde daha çok akrabalar asker evine ziyarete giderler. Asker
uğurlamaya giderken her kes yanında çeşitli hediyeler veya para götürürler.
Gençler kendi aralarında eğlence düzenleyebilirler. Askerler gidip geldikten
sonra ise yine akrabalar asker evine göz aydınlığı ziyaretine giderler. Ziyarete
gelenlere asker kınası verilir.
Hemen hemen her yıl
köyümüzden bir veya birkaç kişi kutsal topraklara hacca gider. Hacca gidecekler
kesinleştikten sonra köy halkı tarafından hacı adaylarının evlerine ziyaretler
başlar. Hemen hemen herkes bu ziyareti yapar buna bir hayli önem verilir.
Hacılar vasıtası ile kutsal yerlere selamlar söylenir. Hac ziyaretlerinde de her
kes yanına çeşitli hediyeler alarak ziyarette bulunur. Bu hediyeler çoğunlukla
çay, şeker, bisküvi, çeşitli yiyeceklerdir. Hacılar gideceği gün camii önünde
halk toplanarak imamla birlikte dualar yapılır. Hacılar herkesle vedalaşır bu
arada ortamı hüzünlü duyguların sardığı da gözden kaçmaz. Hacılar hac farizasını
tamamlayıp köye döndükten sonra da aynı gittiklerinde olduğu gibi yine aynı
insanlar hoş geldin ziyaretinde bulunurlar. Hacılarda gelenlere çeşitli hacı
hediyeleri (tespih, seccade, gümüş yüzük, takke, gibi) verirler. Hacdan
getirdikleri zemzem ve hurmadan ikram ederler.
Köyümüzde cenaze olduğu gün
halk başka bir işle uğraşmaz. Cenaze evinde toplanılarak cenazeye son görevler
yapılır. Cenaze topluca namazı kılındıktan sonra mezarlığa götürülerek defin
işlemi tamamlanır. Cenaze giderken imam dua eder, cenaze için mağfiret talebinde
bulunur cemaatte hep birlikte Allah ratmetetsin der. Birkaç gün cenaze evine
komşuları yemek getirirler. Ayrıca başsağlığı için cenaze evine ziyaretler
yapılarak, vefat edenin yakınlarına başsağlığı taziyelerinde bulunulur. Cenaze
defninden sonra ilk cuma günü mevlitler ve kuranı kerimler okutularak yemekler
verilir. Daha sonraki dönemlerde vefat edenin arkasından hayır hasenat yapılır.
bunun belirli bir zamanı yoktur. Cenaze sahibi isterse bazı cumaları mevlitte okutturabilir.
köylülerimiz genellikle Ramazan ayını tercih ederler.
Murat KAYA
|